AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study concludes that this military operation curtailed Armenian expansionist objectives and initiated a new phase in Turkish-Soviet relations, demonstrating the interplay between military action, diplomacy, and nationalist discourse in shaping post-World War I regional politics.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the historical trajectory of Turkish-Armenian relations between 1914 and 1920, focusing on critical turning points during the Turkish War of Independence. The analysis draws on reports from the Hakimiyet-i Milliye newspaper and contemporary diplomatic records to explore the evolving dynamics of the region. The period under consideration began with the Russian occupation and Armenian uprisings during World War I and underwent significant transformation following the 1917 Bolshevik Revolution, which created a power vacuum in the Caucasus. Contemporary accounts indicate that the Republic of Armenia, supported by British and French authorities after the Armistice of Mudros, reportedly engaged in systematic campaigns of destruction and forced displacement targeting Muslim populations in Eastern Anatolia and Adana. The study further investigates the Ankara Government’s dual strategy of establishing a diplomatic “bridge” with Soviet Russia while countering the territorial ambitions associated with the “Greater Armenia” project envisaged under the Treaty of Sèvres. The Hakimiyet-i Milliye adopted an editorial stance portraying the Armenian administration as an instrument of imperialist interests, arguing that it exploited the Wilsonian Principles to advance territorial claims deemed unjust by the Turkish nationalist perspective. In response to the failure of diplomatic avenues and escalating violence, the Eastern Front Campaign, launched on September 28, 1920 under the command of Kâzım Karabekir, aimed to secure Turkish presence in the region and enforce the borders defined by the National Pact. The study concludes that this military operation curtailed Armenian expansionist objectives and initiated a new phase in Turkish-Soviet relations, demonstrating the interplay between military action, diplomacy, and nationalist discourse in shaping post-World War I regional politics.
Özet
Bu çalışma, 1914-1920 yılları arasında Türk-Ermeni ilişkilerinin tarihsel seyrini ve Milli Mücadele dönemindeki kırılma noktalarını Hakimiyet-i Milliye gazetesinin haberleri ve dönemin diplomatik belgeleri üzerinden incelemektedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgali ve Ermeni isyanlarıyla başlayan süreç, 1917 Bolşevik İhtilali sonrası Kafkasya’da oluşan otorite boşluğuyla yeni bir boyuta evrilmiştir. Mondros Mütarekesi’nin ardından İngiliz ve Fransız desteğini arkasına alan Ermenistan Cumhuriyeti’nin, gerek Doğu Anadolu’da gerekse Kilikya (Adana) bölgesinde Müslüman halka yönelik sistemli bir imha ve tehcire giriştiği, gazete sütunlarındaki tanıklıklar ve askeri raporlarla ortaya konmaktadır. Metin, Ankara Hükümeti’nin bir yandan Sovyet Rusya ile stratejik bir "köprü" kurma çabasını, diğer yandan Sevr Antlaşması’nın dayattığı Büyük Ermenistan projesine karşı yürüttüğü askeri ve diplomatik savunmayı ele almaktadır. Hakimiyet-i Milliye, Ermeni yönetiminin emperyalizmin bir aracı olduğunu ve Wilson İlkeleri’ni istismar ederek haksız toprak taleplerinde bulunduğunu vurgulayan bir yayın politikası izlemiştir. Nihayetinde, diplomatik yolların tükenmesi ve katliamların dayanılmaz boyuta ulaşması üzerine 28 Eylül 1920’de Kâzım Karabekir komutasında başlatılan Doğu Harekâtı, bölgedeki Türk varlığını koruma ve Misak-ı Milli sınırlarını tesis etme amacını gütmüştür. Çalışma, bu askeri zaferin Ermenistan’ın yayılmacı emellerine son verdiğini ve Türk-Sovyet ilişkilerinde yeni bir dönemi başlattığını göstermektedir.