AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFindings indicate that beyond quantitative insufficiency, inequalities in distribution create a deep "spatial injustice." The analysis reveals that the concept of "equivalence" in legal texts is often reduced to a mathematical calculation in practice, while spatial parameters such as ecological connectivity and accessibility are ignored.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
In modern urbanization processes, urban green spaces are components of urban infrastructure that contribute to quality of life. However, in Turkey, the land-rent pressure created by the construction-oriented growth model threatens the existence of these areas both quantitatively and qualitatively, and legal protection mechanisms remain inadequate in preventing spatial injustices against administrative interventions. This study aims to analyze the legal status defined within the framework of general zoning legislation, primarily Zoning Law No. 3194 and the Spatial Plans Construction Regulation through the theoretical lenses of "legal geography" and "spatial justice" theories. Within the scope of the research, the "equivalent area" mechanism and 45 precedent-setting decisions issued by the Sixth Chamber of the Council of State between 1989-2024 were selected through purposive sampling and systematically examined to evaluate the spatial consequences of the administrative judiciary's interpretation of technical concepts. Findings indicate that beyond quantitative insufficiency, inequalities in distribution create a deep "spatial injustice." The analysis reveals that the concept of "equivalence" in legal texts is often reduced to a mathematical calculation in practice, while spatial parameters such as ecological connectivity and accessibility are ignored. Consequently, to bridge the gap between legal compliance and spatial performance in the protection of green spaces, it is argued that "ecological equivalence" and "spatial justice" criteria must be integrated into the legislation.
Özet
Modern kentleşme süreçlerinde kentsel yeşil alanlar, yaşam kalitesini belirleyen temel altyapı bileşenleridir. Ancak Türkiye’de inşaat odaklı büyüme modelinin yarattığı rant baskısı, bu alanların varlığını niceliksel ve niteliksel olarak tehdit etmekte, yasal mevzuattaki koruma mekanizmaları idari müdahaleler karşısında mekânsal adaletsizlikleri önlemede çoğu zaman yetersiz kalabilmektedir. Bu çalışmada, başta 3194 sayılı İmar Kanunu ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği olmak üzere genel imar mevzuatı çerçevesindeki hukuki statüyü, "hukuki coğrafya" ve "mekânsal adalet" teorileri ışığında analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, mevzuatta düzenlenen "eşdeğer alan" mekanizması ve Danıştay 6. Dairesi’nin 1989-2024 yılları arasında verdiği 45 adet emsal karar amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiş, idari yargının teknik kavramları yorumlayış biçiminin mekânsal izdüşümleri tablolaştırılarak sistematik bir şekilde değerlendirilmiştir. Bulgular, yeşil alanların dağılımındaki eşitsizliklerin derin bir "mekânsal adaletsizlik" yarattığını göstermektedir. Hukuki metinlerdeki "eşdeğerlik" kavramının uygulamada matematiksel bir hesaba indirgendiği; ekolojik bağlantılılık ve erişilebilirlik gibi parametrelerin göz ardı edildiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, yeşil alanların korunmasında yasal uyumluluk ile mekânsal performans arasındaki farkın kapatılması için mevzuata "ekolojik eşdeğerlik" ve "mekânsal adalet" kriterlerinin entegre edilmesi savunulmaktadır.