AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings reveal that the words “kıraŋ, kırag/k, kır” and their derivatives, which correspond to meanings such as “edge, boundary, surface,” are mostly used together with words related to the conceptual domains of “object, water, place, and sky.” In expressions such as “edge of the sea,” “edge of the water,” and “edge of the sky,” these words function as elements that define the boundary of a whole.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study aims to examine the words “kıraŋ, kırag/k, kır” and their derivatives— which hold an important place within the conceptual field of “space and direction” in Turkish—within the framework of part–whole relationships. Concepts such as “boundary, edge, surface,” developed by the human mind in the process of making sense of its surroundings, are reflected in language and are represented by a rich vocabulary in both historical and contemporary stages of Turkish. The starting point of this study is the word “kıraŋ” and its derivatives as preserved in the dialects of Turkey Turkish; however, words such as “kır, kırag,” which belong to the same conceptual field in historical and modern Turkic dialects, are also included in the scope of the study. The research was conducted using the document analysis method, examining texts from Orkhon Turkic, Uyghur, Karakhanid, Khwarezm, Kipchak, Chagatai, and Old Anatolian Turkish, as well as dictionaries of contemporary Turkic dialects. The findings reveal that the words “kıraŋ, kırag/k, kır” and their derivatives, which correspond to meanings such as “edge, boundary, surface,” are mostly used together with words related to the conceptual domains of “object, water, place, and sky.” In expressions such as “edge of the sea,” “edge of the water,” and “edge of the sky,” these words function as elements that define the boundary of a whole. In historical texts, these words are predominantly used as the head (possessed element) of possessive noun phrases, reflecting a part–whole relationship. In addition, the words under examination have also acquired abstract meanings in certain contexts. It is noteworthy that the word “kıran” and its derivatives in the dialects of Turkey Turkish have a wide range of usage in the meanings of “boundary/edge” and “surface/plane.” In contemporary Turkic dialects, these words, which survive in similar forms and meanings, can express not only physical boundaries but also geographical features (such as mountain ridges and slopes), mathematical concepts, and certain abstract relations. Furthermore, verbs derived from this root have gained meanings such as “to go along the edge” and “to surround.” In conclusion, the words “kır, kıraŋ, kırag” and their derivatives in Turkish have, throughout history, consistently formed one of the fundamental conceptual domains expressing the relationship between “entity/object ↔ boundary /surface” with their semantic range expanding and becoming enriched across different periods and dialects.
Özet
Bu çalışma, Türkçede “yer-yön” kavram alanı içinde önemli bir yere sahip olan “kıraŋ, kırag/k, kır” ve bunların türevlerini, bütün-parça ilişkisi bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. İnsan zihninin çevresini anlamlandırma sürecinde geliştirdiği “sınır, kenar, yüzey” gibi kavramların dildeki yansımaları, Türkçenin tarihî ve çağdaş dönemlerinde geniş bir söz varlığıyla temsil edilmektedir. Bu çalışmanın çıkış noktasını Türkiye Türkçesi ağızlarında yaşayan “kıraŋ” sözcüğü ve türevleri oluşturmuştur; ancak tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde aynı kavram alanına giren “kır, kırag” vb. sözcükler de kapsam dahilinde ele alınmıştır. Doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada, Orhon Türkçesinden başlayarak Uygur, Karahanlı, Harezm, Kıpçak, Çağatay ve Eski Anadolu Türkçesi metinleri ile çağdaş Türk lehçelerine ait sözlükler incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, “kenar, sınır, yüzey” vb. anlamları karşılayan “kırañ, kırag/k, kır” ve türevlerinden oluşan sözcüklerin çoğunlukla “nesne, su, yer, gökyüzü” kavram alanlarıyla ilgili sözcüklerle birlikte kullanıldığını göstermektedir. Özellikle “derya kırağı, su kırañı, göğün kırañı” gibi kullanımlarda bu sözcüklerin bir bütünün sınırını belirten unsur olarak işlev gördüğü tespit edilmiştir. Tarihî metinlerde bu sözcüklerin çoğunlukla iyelik ekli isim tamlamalarının tamlananı olarak kullanıldığı ve “bütün-parça” ilişkisini yansıttığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, incelemeye konu olan sözcükler bazı kullanımlarda soyut anlamlar da kazanmıştır. Türkiye Türkçesi ağızlarındaki “kıran” sözcüğü ve türevlerinin “sınır/ kenar” ve “yüzey/düzlem” anlamlarında oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olduğu dikkat çekmektedir. Çağdaş Türk lehçelerinde de benzer biçim ve anlamlarda yaşayan bu sözcükler, yalnızca fiziksel sınırları değil, aynı zamanda coğrafi şekilleri (dağ sırtı, yamaç), matematiksel kavramları ve bazı soyut ilişkileri ifade edebilmektedir. Ayrıca bu kökten türeyen fiillerin “kenarından gitmek, çevrelemek” gibi anlamlar kazandığı da görülmektedir. Sonuç olarak, Türkçede “kır, kırañ, kırag” ve türevleri, tarih boyunca süreklilik göstererek “varlık, nesne ↔ sınır, yüzey” ilişkisini ifade eden temel kavram alanlarından birini oluşturmuş; farklı dönem ve lehçelerde anlam alanı genişleyerek zenginleşmiştir.