AI Summary & Key Takeaways
AI InsightResults: The findings revealed a positive and statistically significant relationship between marital life and psychological resilience.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Aim: This study aims to examine the relationship between marital satisfaction and psychological resilience among married individuals and to determine the predictive effect of marital life on psychological resilience. Subjects and Method: The research was conducted using a relational survey design. The sample consisted of 503 married individuals aged 23–60 living in Ankara, who voluntarily agreed to participate in the study. Data were collected through the Demographic Information Form, the Marital Life Scale, and the Psychological Resilience Scale. Descriptive statistics, independent samples t-test, one-way ANOVA, Pearson correlation analysis, and multiple regression analysis were used in data analysis. Results: The findings revealed a positive and statistically significant relationship between marital life and psychological resilience. Higher levels of psychological resilience were associated with increased marital satisfaction. Women had significantly higher mean scores for both marital satisfaction and psychological resilience compared to men. In addition, both marital satisfaction and psychological resilience increased as educational and income levels rose. Regression analysis indicated that marital life significantly predicted psychological resilience. Conclusion: The results demonstrate that marital life is an important factor supporting individuals’ psychological resilience. Enhancing the quality of the marital relationship contributes to individuals’ ability to cope with stress, adapt to challenges, and regulate emotions effectively. In this regard, it is recommended to develop psychoeducational programs to increase marital satisfaction and to expand counseling services for couples.
Özet
Amaç: Bu araştırma, evli bireylerin evlilik doyumları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve evlilik yaşamının psikolojik sağlamlık üzerindeki yordayıcı etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Örneklem ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Ankara’da yaşayan, 23–60 yaş aralığında bulunan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden toplam 503 evli birey oluşturmuştur. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Evlilik Yaşamı Ölçeği ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Analizler sonucunda, evlilik yaşamı ile psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyi arttıkça evlilik doyumunun da anlamlı biçimde arttığı saptanmıştır. Kadınların evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlık puan ortalamalarının erkeklere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim düzeyi ve gelir düzeyi yükseldikçe hem evlilik doyumu hem de psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Regresyon analizi, evlilik yaşamının psikolojik sağlamlığın anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Sonuç: Araştırma bulguları, evlilik yaşamının bireylerin psikolojik sağlamlığını destekleyen önemli bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Evlilik ilişkisinin niteliğinin artmasının bireylerin stresle başa çıkma, uyum sağlama ve duygusal düzenleme becerilerinin güçlenmesine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, evlilik doyumunu artırmaya yönelik psikoeğitim programlarının geliştirilmesi ve çiftlere yönelik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması önerilmektedir.