AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFinally, the legal consequences of this classification are addressed with respect to formation and validity, the control of standard terms, termination, and dispute resolution, clarifying the systematic position of crypto-asset service agreements within Turkish private law.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The rapid expansion of crypto-asset markets has made the legal characterisation of agreements concluded between crypto-asset service providers and users an important issue in private law. Although Law No. 7518, the secondary legislation issued by the Turkish Capital Markets Board, and the EU’s Markets in Crypto-Assets Regulation (MiCA) establish a comprehensive regulatory framework for crypto-asset services, they do not clearly define the private-law nature of the platform-user relationship. This article examines crypto-asset service agreements through the theory of framework contracts. It first analyses the constitutive elements of framework contracts — common provisions, the root obligation, and continuity — and then evaluates the legal character of crypto-assets in light of the object/right debate, finding that both Turkish and EU law treat crypto-assets as a sui generis category, before comparatively examining platform agreements under Turkish and EU law. The study concludes that crypto-asset service agreements satisfy all three constitutive elements and thus qualify as framework contracts. It is further argued that the presence of certain primary obligations does not negate this character but reflects the agreement’s economic function. Individual transactions within the platform relationship are examined and characterised as innominate mixed contracts combining elements of mandate and custody. Finally, the legal consequences of this classification are addressed with respect to formation and validity, the control of standard terms, termination, and dispute resolution, clarifying the systematic position of crypto-asset service agreements within Turkish private law.
Özet
Kripto varlık piyasalarının hızla gelişmesi, kripto varlık hizmet sağlayıcıları ile kullanıcılar arasında kurulan sözleşmelerin hukuki niteliğinin belirlenmesini özel hukuk bakımından önemli bir sorun hâline getirmiştir. Her ne kadar 7518 sayılı Kanun ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılan ikincil düzenlemeler ile Avrupa Birliği'nde yürürlüğe giren Kripto Varlık Piyasaları Tüzüğü (MiCA) kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerine ilişkin kapsamlı düzenlemeler getirmiş olsa da platform ile kullanıcı arasında kurulan sözleşmenin hukuki niteliği konusunda açık bir değerlendirme bulunmamaktadır. Bu çalışmada, kripto varlık hizmet sözleşmeleri çerçeve sözleşme teorisi ışığında incelenmiştir. Öncelikle çerçeve sözleşme kavramı, hukuki niteliği ve kurucu unsurları olan ortak hükümlerin belirlenmesi, kök yüküm ve süreklilik değerlendirilmiş, ardından kripto varlıkların hukuki niteliği eşya/hak tartışması çerçevesinde ele alınarak her iki hukuk düzeninin de bu varlıkları kendine özgü bir kategoride değerlendirdiği tespit edilmiş ve kripto varlık hizmet sözleşmelerinin yapısı Türk hukuku ile Avrupa Birliği hukuku bakımından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İnceleme sonucunda kripto varlık hizmet sözleşmelerinin söz konusu üç unsuru taşıması nedeniyle çerçeve sözleşme niteliği taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu sözleşmelerin belirli asli edimler içermesinin çerçeve sözleşme niteliğini ortadan kaldırmadığı, aksine sözleşmenin ekonomik işleviyle uyumlu olduğu savunulmuştur. Platform bünyesinde gerçekleştirilen münferit işlemlerin ise vekâlet ile saklama sözleşmelerine özgü unsurları birlikte bünyesinde barındıran isimsiz (atipik) karma sözleşmeler olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Son olarak çerçeve sözleşme nitelendirmesinin kuruluş ve geçerlilik, genel işlem koşullarının denetimi, sona erme rejimi ve uyuşmazlıkların çözümü bakımından doğurduğu hukuki sonuçlar ortaya konulmuştur.