AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicated that defining boundaries and conceptual frameworks positively influenced students’ creative decision-making during the design problem-solving process.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Various pedagogical methods are employed in interior architecture education to develop students’ problem-solving, interpretive, and creative thinking skills. Therefore, producing high-quality design outcomes is possible by structuring the design problem conceptually and guiding the process with an original concept. This study aims to present a design pedagogy approach that reflects Seljuk-period motifs in contemporary interior design through abstraction. For this purpose, this study was conducted with third-year students in the Department of Interior Architecture at the Faculty of Architecture and Design, Selcuk University, within the scope of the Interior Architecture Project III course during the Fall Semester of the 2023-2024 Academic Year. During the studio process, students conducted design studies on the “Konya Culinary Arts Center” involving 30 students organized into 10 groups. The studio process was structured as a systematic four-stage method based on analytical understanding and creative decision-making, in line with Salama’s “Process-Based Model in Studio Teaching,” consisting of the steps of discovery, information gathering and analysis, interpretation, and schematic design. Based on this theoretical framework, the study examined how the formal characteristics and geometric structures of Seljuk motifs, transformed through abstraction, were reflected in different design scales, including spatial organization, interior elements, and corporate identity design. The findings indicated that defining boundaries and conceptual frameworks positively influenced students’ creative decision-making during the design problem-solving process. Using Seljuk motifs as design data created a conceptual context for students in the formation of function, shape, and form and in relating cultural heritage to contemporary design. This approach enabled the reinterpretation of cultural heritage within the design process while integrating it with contemporary spatial needs.
Özet
İç mimarlık tasarım eğitiminde öğrencilerin problem çözme, yorumlama ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmek için farklı pedagojik yöntemler kullanılmaktadır. Bu nedenle tasarımda nitelikli çıktıların elde edilmesi, tasarım problemini kavramsal olarak yapılandıran ve süreci özgün bir konseptin yönlendirmesi ile mümkündür. Bu çalışmada, Selçuklu Dönemi motiflerinin soyutlanarak çağdaş iç mekân tasarımlarına yansıtılmasına yönelik bir tasarım pedagojisi yaklaşımının ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma, Selçuk Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’nde, 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılı Güz Dönemi İç Mimari Proje-III dersi kapsamında, 3. sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Atölye sürecinde “Konya Mutfak Sanatları Merkezi” konusu doğrultusunda 30 öğrenci ile 10 farklı grup hâlinde tasarım çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Atölye süreci, Salama’nın geliştirdiği “Stüdyo Öğretiminde Süreç Temelli Model”i doğrultusunda analitik anlama ve yaratıcı karar vermeye dayalı keşif, bilgi toplama-analiz, yorumlama ve şematik tasarım adımlarından oluşan dört aşamalı sistematik bir yöntemle oluşturulmuştur. Bu kuramsal çerçeveden hareketle çalışma kapsamında Selçuklu motiflerinin biçimsel ve geometrik katmanlarının soyutlama tekniği ile iç mekân tasarımında mekânsal kurgu, donatı tasarımı ve kurumsal kimlik gibi farklı tasarım ölçeklerine yansıması incelenmiştir. Çalışma sonucunda, tasarım problemine yönelik çözüm arama sürecinde, sınırların ve kavramsal çerçevenin tanımlanmasının öğrencilerin yaratıcı karar verme süreçlerine olumlu etki ettiği gözlemlenmiştir. Selçuklu motiflerinin tasarım verisi olarak kullanılması, öğrencilerin işlev, biçim ve form oluşturma süreçlerinde ve kültürel mirası çağdaş tasarımla ilişkilendirmelerinde kavramsal bir bağlam yaratmıştır. Bu bağlam, kültürel bir değerin tasarım sürecinde yeniden yorumlanmasını ve güncel mekânsal ihtiyaçlarla bütünleştirilmesini mümkün kılmıştır.