AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings suggest that Türkiye is likely to move gradually towards greater convergence with European standards, shaped by its economic relations, foreign policy priorities, and participation in multilateral initiatives.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the regulation of artificial intelligence, with a particular focus on the European Union’s Artificial Intelligence Act (EU AI Act) and legislative initiatives in Türkiye. The paper emphasises the growing importance of AI governance, considering recent technological advances, particularly following the emergence of generative AI. The EU AI Act introduces a detailed risk-based framework that classifies AI applications into categories ranging from unacceptable to minimal risk and imposes binding obligations on developers and users of high-risk systems. By contrast, Türkiye’s approach presents a more general structure, setting out guiding principles rather than specific compliance requirements. The analysis shows that Türkiye’s strategy provides an institutional and political basis for governance while also leaving room for flexibility. This dual orientation reflects Türkiye’s effort to strengthen national technological capacity while engaging in international co-operation and aligning with global standards. The paper argues that effective AI regulation requires a balanced approach that addresses ethical and legal concerns while supporting innovation. Within this framework, the EU AI Act stands out as a significant point of reference not only for Europe but also for countries with close economic and political ties to the EU. The findings suggest that Türkiye is likely to move gradually towards greater convergence with European standards, shaped by its economic relations, foreign policy priorities, and participation in multilateral initiatives.
Özet
Bu çalışma, yapay zekânın düzenlenmesine yönelik yaklaşımları incelemekte; özellikle Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Yasası (EU AI Act) ile Türkiye’deki mevzuat girişimlerini karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Günümüzde, özellikle üretken yapay zekâ uygulamalarının ortaya çıkışıyla birlikte, yapay zekâ yönetişiminin önemi giderek artmaktadır. AB Yapay Zekâ Yasası, risk temelli ayrıntılı bir çerçeve sunmakta; yapay zekâ uygulamalarını kabul edilemez riskten asgari riske kadar sınıflandırmakta ve yüksek riskli sistemlerin geliştiricileri ile kullanıcılarına bağlayıcı yükümlülükler getirmektedir. Buna karşılık, Türkiye’nin yaklaşımı daha genel bir yapı arz etmekte; ayrıntılı uyum şartları yerine yönlendirici ilkeler ortaya koymaktadır. Yapılan analiz, Türkiye’nin stratejisinin kurumsal ve siyasal bir yönetişim zemini oluşturduğunu, aynı zamanda esnekliğe de imkân tanıdığını göstermektedir. Bu ikili yönelim, Türkiye’nin ulusal teknolojik kapasiteyi güçlendirme çabasını, uluslararası iş birliği ve küresel standartlarla uyum sağlama arayışıyla birlikte yansıtmaktadır. Çalışmada, etkili bir yapay zekâ düzenlemesinin etik ve hukuki kaygıları gözetirken aynı zamanda yeniliği destekleyen dengeli bir yaklaşım gerektirdiği savunulmaktadır. Bu bağlamda AB Yapay Zekâ Yasası, yalnızca Avrupa için değil, aynı zamanda AB ile yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler sürdüren ülkeler açısından da önemli bir referans noktası niteliği taşımaktadır. Bulgular, Türkiye’nin ekonomik ilişkileri, dış politika öncelikleri ve çok taraflı girişimlerdeki katılımı doğrultusunda, Avrupa standartlarıyla giderek daha fazla uyum yönünde adım atmasının muhtemel olduğunu göstermektedir.