AI Summary & Key Takeaways
AI InsightUnsupervised clustering of biomarker dynamics may support more personalized and informed treatment strategies in COVID-19 care.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: The Coronavirus Disease 2019 (COVID-19) causes notable changes in biochemical and hematological markers, yet most studies have focused on single-timepoint measurements. This study investigates the prognostic significance of temporal changes in blood biomarkers among hospitalized COVID-19 patients and evaluates the effectiveness of K-means and Gaussian Mixture Model (GMM) clustering algorithms in identifying clinically relevant patient subgroups based on these dynamic patterns. Material and methods: A retrospective analysis was conducted on 120 hospitalized COVID-19 patients. Patients were grouped based on clinical outcome—discharge in recovery or referral for advanced care. Changes in selected blood parameters between admission and discharge were calculated and used for unsupervised clustering via K-means and GMM. Principal Component Analysis (PCA) was applied for two-dimensional visualization. Internal validation of clustering was assessed using the Silhouette score and Davies–Bouldin index. Results: Both clustering methods identified three patient subgroups with distinct biomarker trajectories and clinical outcomes. K-means Cluster 2 and GMM Cluster 1 demonstrated 100% recovery rates, marked by a significant drop in CRP and minimal leukocyte increase. K-means showed slightly better internal validity metrics than GMM (Silhouette: 0.191 vs. 0.161; Davies–Bouldin: 1.61 vs. 1.78). Notably, inadequate CRP reduction and elevated leukocyte counts were associated with poorer recovery. Conclusions: Temporal changes in blood biomarkers were associated with clinical outcomes in hospitalized COVID-19 patients and may support patient stratification. K-means clustering showed slightly better performance, though GMM remains a viable alternative for complex datasets. Unsupervised clustering of biomarker dynamics may support more personalized and informed treatment strategies in COVID-19 care.
Özet
Amaç: Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19), biyokimyasal ve hematolojik belirteçlerde anlamlı değişimlere neden olmaktadır; ancak mevcut çalışmaların büyük çoğunluğu yalnızca tek bir zaman noktasındaki ölçümlere odaklanmaktadır. Bu çalışma, hastanede yatan COVID-19 hastalarında kan biyobelirteçlerindeki zamansal değişimlerin prognostik önemini araştırmakta ve K-means ile Gaussian Mixture Model (GMM) kümeleme algoritmalarının, bu dinamik örüntülere dayanarak klinik açıdan anlamlı hasta alt gruplarını belirlemedeki etkinliğini değerlendirmektedir. Gereç ve Yöntemler: Hastanede yatan 120 COVID-19 hastası üzerinde retrospektif bir analiz yapıldı. Hastalar klinik sonuçlarına göre (şifa ile taburcu veya ileri tedavi için sevk) gruplandırıldı. Seçilen kan parametrelerindeki değişimler (yatış ve taburculuk) hesaplandı ve K-means ile GMM kullanılarak kümeleme analizine tabi tutuldu. İki boyutlu görselleştirme için Temel Bileşenler Analizi (PCA) uygulandı. Kümelemenin iç geçerliliği Silhouette skoru ve Davies-Bouldin indeksi ile değerlendirildi. Bulgular: Her iki kümeleme yöntemi, farklı biyobelirteç seyirleri ve klinik sonuçlara sahip üç hasta alt grubu tanımladı. K-means Küme 2 ve GMM Küme 1, CRP'de belirgin düşüş ve minimal lökosit artışı ile karakterize edilen %100 iyileşme oranı gösterdi. K-means, iç geçerlilik metriklerinde GMM'den daha iyi performans sergiledi (Silhouette: 0,191 vs. 0,161; Davies-Bouldin: 1,61 vs. 1,78). Özellikle, CRP düzeylerinde yetersiz düşüş ile birlikte yüksek lökosit seviyeleri gösteren hasta kümeleri, daha olumsuz iyileşme süreçleriyle ilişkilendirildi. Sonuç: Kan biyobelirteçlerindeki zamansal değişimler, COVID-19'da prognostik değer taşımakta ve sonuç tahminine katkı sağlayabilmektedir. K-means kümelemesi daha iyi performans göstermiş olsa da, GMM karmaşık veri kümeleri için geçerli bir alternatif olmaya devam etmektedir. Biyobelirteç dinamiklerinin denetimsiz kümeleme analizi, COVID-19 tedavisinde daha kişiselleştirilmiş ve bilinçli tedavi stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir.