AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAn examination of the relevant scholarship, together with the evidence on Türkiye’s wartime foreign policy, indicates that the country adopted a defensive-realist approach.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Realism holds a central place among the theoretical approaches within the discipline of international relations, and it has also shaped the conditions for the discipline’s theoretical development. Especially after the World War I, realism, which shaped the direction of debates in international relations, became a foundational reference point for researchers and theorists in the field. Although it develops on the basis of established approaches, defensive realism, a distinct but widely supported viewpoint within realism, occupies a particular place within the familiar conflict-oriented nature of realism. The defensive-realist stance-accepting the conflict-prone nature of international relations while holding that a defensive posture remains possible-can be observed in various historical cases. One relevant example is Türkiye’s position and diplomatic approach during World War II. The aim of this research is to idenfity the direction of Türkiye’s foreign policy approach and practice during different phases of World War II, focusing on defensive posture realism. An examination of the relevant scholarship, together with the evidence on Türkiye’s wartime foreign policy, indicates that the country adopted a defensive-realist approach.
Özet
Uluslararası ilişkiler disiplini içerisindeki teorik yaklaşımlar arasında realizm son derece önemli bir yere sahip olmakla birlikte bu disiplinin teorik gelişiminin şartlarının da belirleyicisidir. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler açısından tartışmaların yönünü tayin eden realizm alanın tüm araştırmacı ve teorisyenleri için de bir temel yapı taşı olmuştur. Her ne kadar kalıplaşmış yaklaşımlar temelinde gelişiyor olsa da realizm içerisinde farklı bir görüş olarak nitelendirilebilecek olan, ancak azımsanmayacak sayıda savunucusu da bulunan savunmacı realizm, realizmin bilindik çatışmacı doğası içerisinde farklı bir yere sahiptir. Uluslararası ilişkilerin çatışma odaklı doğasını kabul eden, ancak bunun dışında, savunma odaklı bir realizmin de mümkün olduğuna inanan savunmacı realistler açısından tarihten çeşitli örnekler bulabilmek de mümkündür. Bunlardan biri olarak Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki konumu ve diplomatik anlayışı konuya dair yerinde bir örnek olacaktır. Bu araştırmanın amacı, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’nın farklı evrelerinde benimsediği dış politika anlayışının ve pratiğinin yönünü savunmacı realizm yaklaşımı ekseninde tespit etmektir. Araştırmada görüşlerine yer verilen araştırmacı ve teorisyenler ile birlikte Türkiye’nin dış politika anlayışına dair araştırmacıların çıktıları incelendiğinde ise ülkenin savunmacı realist bir yaklaşımının bulunduğu dikkati çekmektedir.