AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings reveal significant variations in environmental discourse across districts.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines how district municipalities in Istanbul define environmental issues and how environmental themes are articulated in relation to development discourses through strategic plans. Adopting a sociological perspective, the research approaches local environmental policies not merely as a field of technical service provision but as a discursive domain shaped by socio-economic structures and political positioning. In this framework, the study analyzes how local environmental discourses reflect and reproduce inequalities across districts. The study covers the strategic plans of 39 district municipalities in Istanbul for the 2020–2024 period and is based on a descriptive content analysis. Key concepts such as environment, sustainability, climate change, green spaces, and recycling were examined in terms of their frequency of use and thematic contexts. To enable inter-district comparison, municipalities were classified according to their socio-economic development levels using district-level data from the Socio-Economic Development Ranking Studies (SEGE). The findings reveal significant variations in environmental discourse across districts. In socio-economically developed districts, environmental issues are addressed within a more comprehensive, long-term, and strategic framework. In contrast, in districts with medium levels of development, environmental discourse is predominantly shaped around technical services and infrastructural activities. In the least developed districts, however, the intensity of environmental discourse increases once again; yet this increase is largely associated with a symbolic form of environmentalism oriented toward legitimacy-building rather than substantive policy capacity. These findings demonstrate that local environmental policies are shaped not solely by ecological concerns but also by districts’ socio-economic structures, political positions, and forms of institutional capital. By situating local environmental discourse within the context of intra-urban inequalities, this study provides an empirical contribution to the literature on local governance, environmental politics, and urban inequality.
Özet
Bu çalışma, İstanbul’daki ilçe belediyelerinin çevreyi nasıl tanımladıklarını ve çevresel temaları kalkınma söylemleriyle nasıl ilişkilendirdiklerini stratejik planlar üzerinden incelemektedir. Araştırma yerel yönetimlerin çevre politikalarını teknik bir hizmet alanı olmanın ötesinde sosyoekonomik ve siyasal konumlanmalarla şekillenen bir söylem alanı olarak ele almaktadır. Bu çerçevede yerel çevre söylemlerinin ilçeler arasındaki eşitsizlikleri nasıl yansıttığı ve yeniden ürettiği sosyolojik bir perspektifle analiz edilmektedir. Çalışma, İstanbul’daki 39 ilçe belediyesinin 2020–2024 dönemine ait stratejik planlarını kapsamakta ve betimleyici içerik analizi yöntemine dayanmaktadır. Planlarda “çevre”, “sürdürülebilirlik”, “iklim değişikliği”, “yeşil alan” ve “geri dönüşüm” gibi temel kavramların kullanım sıklıkları ve tematik bağlamları incelenmiştir. İlçeler arası karşılaştırma yapabilmek amacıyla belediyeler Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları (SEGE) ilçe verileri kullanılarak sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerine göre sınıflandırılmıştır. Analiz bulguları, çevre söylemlerinin ilçeler arasında belirgin farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sosyoekonomik açıdan daha gelişmiş ilçelerde çevresel temaların daha bütüncül, uzun vadeli ve stratejik bir çerçevede ele alındığı görülürken; orta gelişmişlik düzeyindeki ilçelerde çevre söyleminin ağırlıklı olarak teknik hizmetler ve altyapı faaliyetleri etrafında şekillendiği tespit edilmiştir. En düşük gelişmişlik düzeyine sahip ilçelerde ise çevreye ilişkin kavramların söylemsel yoğunluğunun yeniden arttığı, ancak bu artışın çoğunlukla sembolik ve meşruiyet üretimine dönük bir çevrecilik anlayışıyla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgular, yerel çevre politikalarının yalnızca ekolojik kaygılar doğrultusunda değil, ilçelerin sosyoekonomik yapıları, siyasal pozisyonları ve sahip oldukları kurumsal sermaye türleriyle birlikte biçimlendiğini göstermektedir. Çalışma, yerel çevre söylemlerini kent içi eşitsizlikler bağlamında ele alarak yerel yönetişim ve çevre politikaları literatürüne ampirik bir katkı sunmaktadır.