AI Summary & Key Takeaways
AI InsightContrary to established narratives, this research redefines modernity as a camouflage process where theological forms survive by altering their content, thereby aiming to remap modernity's ontological landscape.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study argues that the humanist paradigm does not represent a radical break from theological dogmas; rather, it is a secularized theology reproducing religious structures on an immanent plane. Synthesizing Charles Taylor’s “immanent frame” and “buffered self” with Mircea Eliade’s “camouflage of the sacred” and homo religiosus, it explores the hypothesis that modernity confines the sacred to immanence. Through a phenomenological perspective, the study demonstrates how humanism transposes the sacred's ontological status onto the human plane. Reason, science, and progress are conceptualized as modernity's secular trinity and subjected to a structural theological analogy. The tendencies of reason transforming into a divine logos, science into infallible revelation, and the progress myth into secular eschatology are investigated. Analyses reveal that instrumentalized reason fosters rational barbarism, science becomes trapped in methodological dogmatism, and the progress myth acts as a destructive storm sacrificing the present. Ultimately, humanism is not an alternative moral system to theism, but a secular theology reproducing the sacred in secular form. The humanist paradigm's fundamental crisis lies in failing to confront its inherent theology. Contrary to established narratives, this research redefines modernity as a camouflage process where theological forms survive by altering their content, thereby aiming to remap modernity's ontological landscape.
Özet
Bu çalışma, hümanist paradigmanın teolojik dogmalardan yalıtılmış radikal bir kopuşu temsil etmediğini, aksine dinsel yapı ve otorite biçimlerini içkin düzlemde yeniden üreten sekülerleşmiş bir teoloji olduğunu ileri sürmektedir. Teorik zemin Charles Taylor’un içkin çerçeve ve tamponlanmış benlik analizleri ile Mircea Eliade’ın kutsalın kamuflajı ve doğuştan-dindar insan/homo religiosus kavramsallaştırmalarının sentezi üzerine inşa edilerek modernitenin kutsallığı içkinliğe hapsettiği hipotezi tartışmaya açılmaktadır. Çalışmada, hümanizmin kutsalın ontolojik statüsünü beşerî düzleme dönüştürdüğü fenomenolojik bir perspektifle ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda akıl, bilim ve ilerleme kavramları modernitenin seküler teslisi olarak kavramsallaştırılmış ve herhangi bir metafizik ilkeye gönderme yapmaksızın yapısal bir teolojik analojiye tabi tutulmuştur. Böylece aklın ilahi bir logosa, bilimin yanılmaz bir vahiye ve ilerleme mitinin ise seküler eskatolojiye dönüşme eğilimleri süreci fenomenolojik bir çözümlemeyle soruşturulmuştur. Analizler neticesinde, aklın araçsallaştırılarak rasyonel barbarlıklara zemin hazırladığı, bilimin metodolojik dogmatizme hapsedildiği ve ilerleme mitinin bugünü feda eden bir yıkım fırtınasına dönüştüğü tespit edilmiştir. Nihayetinde hümanizmin teizme alternatif bir ahlak sistemi olmaktan ziyade, kutsalı seküler formda yeniden üreten seküler bir teoloji olduğu sonucuna varılmıştır. Anlaşılan o ki hümanist paradigmanın asıl krizi, kendi seküler doğasının teolojisiyle yüzleşememesinde yatmaktadır. Sonuç olarak yerleşik anlatının aksine moderniteyi teolojik formların içerik değiştirerek varlığını koruduğu yapısal bir süreklilik ve kamuflaj süreci olarak yeniden tanımlayan çalışmamız, modernitenin ontolojik haritasını da yeniden çıkarmayı hedeflemektedir.