AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicated that intolerance of uncertainty was the strongest predictor of religious dogmatism (β = .244, p < .001).
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examined whether intolerance of uncertainty predicts religious dogmatism and investigated the predictive roles of age, gender, and educational attainment. Intolerance of uncertainty refers to heightened stress and anxiety responses to unpredictable situations, while religious dogmatism is defined as the unquestioning acceptance of religious beliefs as absolute truths. Both constructs are theorized to share a common cognitive foundation characterized by low cognitive flexibility and a strong need for certainty. The study employed a quantitative, descriptive approach with a correlational survey design, and data were collected from 421 adults living in Türkiye through convenience sampling. The multiple linear regression model was found statistically significant (F(4, 416) = 12.844, p < .001), accounting for 11% of the variance in religious dogmatism (R² = .11). The findings indicated that intolerance of uncertainty was the strongest predictor of religious dogmatism (β = .244, p < .001). Age also significantly predicted religious dogmatism, though its effect was relatively modest (β = .104, p = .034). Educational attainment was negatively associated with religious dogmatism (β = -.210, p < .001), suggesting that higher levels of education are linked to lower levels of dogmatism. In contrast, gender did not significantly predict religious dogmatism (β = .020, p = .676). These findings suggest that individuals’ psychological responses to uncertainty directly shape their religious attitudes. Intolerance of uncertainty may drive individuals toward rigid religious beliefs that offer clarity and stability. In this regard, educational programs aimed at fostering cognitive flexibility, critical thinking, and tolerance of ambiguity may support the development of more open and tolerant religious orientations.
Özet
Bu çalışmada, belirsizliğe tahammülsüzlüğün dinî dogmatizmi yordayıp yordamadığı test edilmiş, ayrıca yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyinin yordayıcı rolleri incelenmiştir. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bireylerin öngörülemeyen durumlara karşı artan stres ve kaygı tepkilerini ifade ederken; dinî dogmatizm, dinî inançların mutlak gerçekler olarak sorgusuz sualsiz kabul edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Her iki yapının da düşük bilişsel esneklik ve güçlü bir kesinlik ihtiyacına dayanan ortak bir bilişsel temele sahip olduğu öne sürülmektedir. Nicel, betimsel bir yaklaşım ve ilişkisel tarama deseni benimsenerek yürütülen bu çalışmada, kolayda örnekleme yöntemiyle Türkiye’de yaşayan 421 yetişkinden veri toplanmıştır. Kurulan çoklu doğrusal regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (F(4, 416) = 12.844, p < .001) ve modelin dini dogmatizmdeki varyansın %11’ini açıkladığı görülmüştür (R² = .11). Yordayıcılar incelendiğinde, belirsizliğe tahammülsüzlüğün dini dogmatizmin en güçlü yordayıcısı olduğu görülmektedir (β = .244, p < .001). Yaş da dini dogmatizmi anlamlı biçimde yordamakla birlikte, etkisi görece sınırlıdır (β = .104, p = .034). Eğitim düzeyi ise dini dogmatizm üzerinde anlamlı bir negatif etkiye sahiptir (β = -.210, p < .001); eğitim düzeyi yükseldikçe dini dogmatizm azalmaktadır. Buna karşılık, cinsiyetin dini dogmatizm üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi bulunmamaktadır (β = .020, p = .676). Bulgular, bireylerin belirsizliğe karşı psikolojik tepkilerinin dini tutumlarını doğrudan şekillendirdiğine işaret etmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bireyleri netlik ve istikrar sunan katı dini inançları benimsemeye yönlendirebilir. Bu bağlamda, bilişsel esnekliği, eleştirel düşünmeyi ve belirsizliğe tahammülü geliştirmeyi amaçlayan eğitim programları, daha açık ve hoşgörülü dini yönelimlerin oluşumunu destekleyebilir.