AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that Türkiye pursues a stability-oriented balancing strategy in the Black Sea while adopting a more competitive, power-projection-oriented posture in the Eastern Mediterranean.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study offers a comparative examination of the reconfiguration of Turkish foreign policy in the Eastern Mediterranean and Black Sea basins between 2022 and 2025, situating this process within the broader context of global geopolitical transformation. The aim is to explain why, and through which mechanisms, Türkiye's foreign policy behavior diverges across two distinct regional security complexes despite operating under comparable systemic pressures. The theoretical framework integrates neoclassical realism with geoeconomics, treating the interaction between systemic constraints and domestic policy capacity as the principal variable accounting for foreign policy outputs. Methodologically, the study combines qualitative comparative case analysis with process tracing; the evidentiary base was constructed through the systematic triangulation of NATO and United Nations reports on maritime security and the law of the sea, official statements of the Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Türkiye, SIPRI military-expenditure and arms-transfer data, and the relevant peer-reviewed literature. The findings indicate that Türkiye pursues a stability-oriented balancing strategy in the Black Sea while adopting a more competitive, power-projection-oriented posture in the Eastern Mediterranean. Strategic autonomy, hybrid foreign policy instruments, and flexible alignment behavior emerge as shared determinants across both basins, although their relative weight and sequencing differ substantially. By integrating the Black Sea and Eastern Mediterranean within a single comparative frame, the study addresses a persistent gap in the literature and proposes a dual-basin strategic autonomy model to account for Türkiye's multi-layered regional strategy.
Özet
Bu çalışma, 2022-2025 döneminde Türk dış politikasının küresel jeopolitik dönüşüm bağlamında Doğu Akdeniz ve Karadeniz havzalarında geçirdiği stratejik yeniden konumlanmayı karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin iki farklı bölgesel güvenlik kompleksinde geliştirdiği dış politika davranış kalıplarını, aynı sistemik baskılara maruz kalmasına karşın bu davranışların neden ve hangi mekanizmalarla farklılaştığını açıklayacak biçimde çözümlemektir. Kuramsal çerçeve, neoklasik realizm ile jeoekonomi yaklaşımlarının bütünleştirilmesine dayanmakta; sistemik baskılar ile iç politika kapasitesi arasındaki etkileşim, Türkiye'nin dış politika çıktılarını açıklayan temel değişken olarak konumlandırılmaktadır. Yöntemsel olarak nitel karşılaştırmalı vaka analizi ile süreç izleme (process tracing) birlikte kullanılmış; veri seti NATO ve Birleşmiş Milletler'in deniz güvenliği ve deniz hukukuna ilişkin raporları, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'nın resmî açıklamaları, SIPRI'nin askeri harcama ve silah transferi verileri ile konuya ilişkin hakemli akademik literatürün sistematik taranmasıyla oluşturulmuştur. Bulgular, Türkiye'nin Karadeniz'de istikrar odaklı bir dengeleme stratejisi izlerken Doğu Akdeniz'de daha rekabetçi ve güç projeksiyonuna dayalı bir dış politika sergilediğini göstermektedir. Her iki bölgede de stratejik otonomi arayışı, hibrit dış politika araçlarının kullanımı ve esnek ittifak davranışı ortak belirleyiciler olarak öne çıkmakta; ancak bu unsurların ağırlığı ve sıralanışı bölgeden bölgeye anlamlı biçimde değişmektedir. Çalışma, Karadeniz ile Doğu Akdeniz'i bütüncül biçimde ele alan karşılaştırmalı literatürdeki boşluğu doldurarak Türkiye'nin çok katmanlı bölgesel stratejisini açıklamaya yönelik “çift havza stratejik otonomi modeli” adlı bir analitik çerçeve önermektedir.