AI Summary & Key Takeaways
AI InsightRather than conducting a direct field-based analysis of social impact, the study focuses on the nature of Iran’s cultural outreach efforts as demonstrated by its own institutional mechanisms.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The Wilāyat al-Faqīh principle, which gained official status following the Iranian Islamic Revolution, has shaped Iran’s foreign policy and expansion strategies. In this context, Iran has sought to expand its cultural and religious influence not only within the Islamic world but also in the Balkans. The humanitarian and logistical aid delivered to the region during the Bosnian War of 1992 transformed into cultural activities in the post-war period. This enabled Iran to extend its ifluence beyond Bosnia into the Eastern Balkans. This study aims to examine Iran’s cultural activities in the Balkans and assess the extent of the dissemination of Shīʿism. Particularly in the post-communist period following the dissolution of Yugoslavia, Iran strengthened its cultural presence through public diplomacy. Various events have been organized by cultural attachés working in embassies, and relations with academic circles and educational programmes targeting students from the Balkans have also supported this process. The primary objective of the study is to analyze the effectiveness of Iran’s culture-based initiatives in the region. The focus will be on cultural centres, institutes, foundations and associations established within consulates. Attention will also be given to the journals, books, and other publications disseminated by these institutions, and their role in promoting and fostering the acceptance of Shi’ism among local populations. Accordingly, the main objective of this study is to document the cultural strategies implemented through Iran’s institutional structures, and to analyse the discourses and orientations constructed by these entities. Rather than conducting a direct field-based analysis of social impact, the study focuses on the nature of Iran’s cultural outreach efforts as demonstrated by its own institutional mechanisms.
Özet
İran İslam Devrimi sonrasında resmiyet kazanan Velâyet-i Fakîh ilkesi, İran’ın dış politika ve genişleme stratejilerine yön vermiştir. Bu bağlamda İran, yalnızca İslam dünyasında değil, Balkanlar’da da kültürel ve dinî etkinliğini artırma girişimlerinde bulunmuştur. 1992’de başlayan Bosna Savaşı sürecinde bölgeye yönelttiği insani ve lojistik yardımlar, savaş sonrası dönemde kültürel faaliyetlere dönüşmüş ve böylece İran’ın etkisi Bosna’nın ötesine geçerek Doğu Balkanlar’a yayılmıştır. Bu çalışmanın amacı, İran’ın Balkanlar’da yürüttüğü kültürel faaliyetleri inceleyerek Şiîliğin yayılma düzeyini değerlendirmektir. Özellikle Yugoslavya’nın dağılmasının ardından şekillenen post-komünist dönemde İran, kamu diplomasisi araçlarını etkin biçimde kullanarak bölgedeki kültürel varlığını güçlendirmiştir. Büyükelçilikler bünyesinde faaliyet gösteren kültür ataşelikleri aracılığıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmiş; akademik çevrelerle kurulan ilişkiler ve Balkanlı öğrencilere yönelik eğitim programlarıyla bu süreç desteklenmiştir. Çalışmanın temel amacı, İran’ın Balkanlar’daki kültürel açılımlarının etkinliğini analiz etmektir. Özellikle konsolosluklara bağlı kültür merkezleri, enstitüler, vakıflar ve dernekler ile bu kurumlar tarafından yayımlanan dergi, kitap ve diğer neşriyatın; Şiîliğin bölge halkları nezdinde tanıtılması ve benimsetilmesindeki rolü değerlendirilecektir. Bu çerçevede, çalışma öncelikli olarak İran’ın kurumsal yapılar aracılığıyla yürüttüğü kültürel stratejileri belgelemeyi ve bu yapılar üzerinden inşa edilen söylem ile yönelimleri analiz etmeyi hedeflemektedir. Odak noktası, doğrudan saha gözlemlerine dayalı toplumsal etki analizinden ziyade, İran’ın kendi kurumsal mekanizmaları üzerinden gerçekleştirdiği kültürel açılım faaliyetlerinin niteliğinin ortaya konulmasıdır.