AI Summary & Key Takeaways
AI InsightAs a result, educational administration has been reshaped as a flexible and dynamic branch of science based on multiple truths in the light of linguistic developments.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the role of language as an epistemological element in educational administration research within the framework of the approaches of three important thinkers—Wittgenstein, Saussure and Derrida. The scientific knowledge base of educational administration science, the production of scientific knowledge and research methods are examined in the light of linguistic developments. This theoretical analysis conducted in the context of the post-positivist paradigm opens the linguistic foundations of meaning production and administrative concepts to discuss. Wittgenstein's theory of language games, Saussure's structural semiotic approach and Derrida's deconstruction method enable the critical re-evaluation of established concepts in educational administration research. The findings of the study show that language is not only a means of communication but also a building block of managerial thought. As a result, educational administration has been reshaped as a flexible and dynamic branch of science based on multiple truths in the light of linguistic developments.
Özet
Bu çalışma, eğitim yönetimi araştırmalarında dilin epistemolojik bir unsur olarak rolünü, üç önemli düşünürün—Wittgenstein, Saussure ve Derrida—yaklaşımları çerçevesinde incelemektedir. Eğitim yönetimi biliminin bilimsel bilgi temeli, bilimsel bilginin üretimi ve araştırma yöntemleri bağlamında dilbilimsel gelişmeler ışığında incelenmiştir. Post-pozitivist paradigma bağlamında yürütülen bu kuramsal çözümleme, anlam üretiminin ve yönetsel kavramların dilsel temellerini tartışmaya açmaktadır. Wittgenstein’ın dil oyunları kuramı, Saussure’ün yapısalcı göstergebilim yaklaşımı ve Derrida’nın yapısöküm yöntemi, eğitim yönetimi araştırmalarında yerleşik kavramların eleştirel bir bakışla yeniden değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Çalışmanın bulguları, dilin yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda yönetsel düşüncenin yapı taşı olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, eğitim yönetimi, dilbilimsel gelişmeler ışığında çoklu doğrulara dayalı, esnek ve dinamik bir bilim dalı olarak yeniden şekillenmiştir. Bu değişim, eğitimde daha zengin ve kapsayıcı bir araştırma yaklaşımına olanak tanımaktadır. Bu yönüyle araştırma, eğitim yönetimi alanında dilbilimsel yaklaşımlara dayalı özgün bir katkı sunmaktadır.