AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study also highlights the potential for integrating the Ādāb al-baḥth wa’l-munāẓara tradition with contemporary educational approaches, underscoring the importance of reintegrating debate into modern learning processes.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the discipline of Ādāb al-baḥth wa’l-munāẓara and its place within the Ottoman intellectual and educational system. As an essential component of the curriculum in Ottoman madrasas—alongside logic (manṭiq), dialectics (jadal), and the science of legal disagreement (ʿilm al-khilāf) Ādāb al-baḥth wa’l-munāẓara emerged as an independent discipline directly addressing debate. This discipline, systematized by Shams al-Dīn al-Samarqandī, was particularly embraced by Ottoman scholars and became an integral part of the education system. In the context of debate, it was viewed not merely as a contest aimed at defeating an opponent but as a struggle in pursuit of truth. Intertwined with the taḥqīq tradition in Ottoman thought, this discipline offered a method-centered approach to the quest for truth, encouraging reflection on the source, validity, and limits of knowledge. In the Ottoman intellectual tradition, Ādāb al-baḥth wa’l-munāẓara, which continued to be written about until the 20th century, enabled madrasa students to move away from passive memorization and develop critical reasoning skills. In addition to supporting analytical and questioning skills in comprehension, Ādāb lessons fostered oral and written expression skills, serving as an educational tool to develop reasoning, critical thinking, argumentation, and the ability to produce persuasive arguments. The study also highlights the potential for integrating the Ādāb al-baḥth wa’l-munāẓara tradition with contemporary educational approaches, underscoring the importance of reintegrating debate into modern learning processes.
Özet
Bu araştırma Âdâbü’l-bahs ve’l-münâzara ilmini ve bu ilmin Osmanlı düşünce ve eğitim sistemindeki yerini ortaya koymaktadır. Osmanlı medreselerinde uygulanan müfredat programlarının mantık, cedel, hilâf ilimleriyle birlikte önemli bir parçasını oluşturan Âdâbü’l-bahs ve’l-münâzara, doğrudan tartışmayı konu edinen bağımsız bir disiplindir. Şemsuddîn es-Semerkandî tarafından sistemleştirilen bu ilim, bilhassa Osmanlı uleması tarafından benimsenmiş ve eğitim sisteminin bir parçası hâline getirilmiştir. Münâzarada bir tartışma tarafların kazanma amacıyla gerçekleştirdikleri çekişmenin ötesinde bir hakikati arayış mücadelesi olarak görülmüştür. Osmanlı düşünce sisteminde tahkik geleneğiyle iç içe geçmiş olan bu ilim, hakikate ulaşma çabasında yöntemi önceleyen bir yaklaşım sunarken bilginin kaynağı, geçerliliği ve sınırları üzerine düşünmeyi de teşvik etmiştir. Osmanlı düşünce geleneğinde 20. yüzyıla dek üzerine eserler yazılmaya devam edilen Âdâbü’l-bahs ve’l-münâzara, medrese öğrencilerinin pasif ezbercilikten uzaklaşarak eleştirel muhakeme becerisi geliştirmelerine olanak tanımıştır. Sözlü ve yazılı anlatım becerileriyle birlikte anlama becerilerinde de sorgulayıcı ve çözümleyici düşünceyi destekleyen Âdâb dersleri; akıl yürütme, eleştirel düşünme, delillendirme ve ikna edici argümanlar üretme becerilerini geliştirmek amacıyla bir eğitim aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca Âdâbü’l-bahs ve’l-münâzara geleneğinin mevcut eğitim anlayışlarıyla ilişkilendirilme imkânına dikkat çekilerek münâzaranın yeniden eğitim süreçleriyle bütünleştirilmesi yönüne vurgu yapılmıştır.