AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that nazm functions as a structural principle regulating metaphorical transfer and guiding interpretive possibilities.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the cognitive and rhetorical functioning of Qur’anic parables through an interdisciplinary “Bridge Framework” established between ʿAbd al-Qāhir al-Jurjānī’s theory of nazm and Lakoff and Johnson’s Conceptual Metaphor Theory. The study is based on the premise that Qur’anic parables should be regarded not merely as aesthetic and rhetorical expressions, but also as cognitive structures that render abstract theological and ethical meanings intelligible through concrete domains of experience. To this end, five Qur’anic parables selected through purposive sampling are analyzed using qualitative textual analysis. The inquiry focuses on the syntactic and semantic organization of nazm, source-target domain mappings, and the evaluative orientations generated by these mappings. The findings indicate that nazm functions as a structural principle regulating metaphorical transfer and guiding interpretive possibilities. Consequently, the article demonstrates how Qur’anic parables enable the transition from concrete experience to abstract theological and ethical understanding, while offering a methodological contribution to the interpretation of these parables by bringing classical rhetoric into dialogue with contemporary cognitive linguistics.
Özet
Bu makale, Kur’an temsillerinin bilişsel ve retorik işleyişini klasik Arap belâgatındaki Nazım Teorisi ile Kavramsal Metafor Teorisi arasında kurulan yöntemsel bir diyalog çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın temel hareket noktası, Kur’an temsillerinin çoğu zaman retorik, estetik ya da belâgî anlatım biçimleri olarak ele alınmasına rağmen, bunların soyut teolojik ve ahlaki anlamları somut deneyimsel imgeler aracılığıyla yapılandıran bilişsel yapılar olarak yeterince incelenmemiş olmasıdır. Bu bağlamda makale, klasik Arap belâgatının anlamın dilsel örgütlenmesine dair sunduğu imkânları çağdaş bilişsel dilbilimin kavramsal eşleme yaklaşımıyla ilişkilendiren bir “Köprü Çerçeve” önermektedir. Bu çerçevede nazım, anlamın metin içi ilişkiler yoluyla kurulmasını sağlayan yapısal bir mekanizma; kavramsal eşleme ise somut kaynak alanlardan soyut hedef alanlara yönelen anlamsal-bilişsel bir süreç olarak ele alınmaktadır. Araştırmanın amacı, seçili Kur’an temsillerinde dilsel düzenleme, metaforik bakımdan belirgin imgelem ve değerlendirici yönelimin nasıl karşılıklı bir etkileşim içinde işlediğini ortaya koymaktır. Yöntem bakımından çalışma, nitel metin çözümlemesine dayalı bir araştırma tasarımı benimsemekte ve amaca yönelik örnekleme yoluyla seçilen beş Kur’an temsiline odaklanmaktadır. Bu örnekler; ez-Zümer 39/29’da farklı otoritelere bağlılık ve kulluk temsili, el-Ankebût 29/41’de örümceğin evi, el-Bakara 2/261’de tohum ve tarımsal çoğalma, en-Nûr 24/39’da serap ve en-Nahl 16/92’de eğirdiği ipliği çözen kadın temsilidir. Söz konusu temsiller, söz dizimsel belirginlik, tematik çeşitlilik ve somut duyusal deneyimden soyut teolojik ya da ahlaki değerlendirmeye yönelen açık kavramsal hareket sergilemeleri sebebiyle seçilmiştir. Çözümleme üç aşamada gerçekleştirilmektedir. İlk aşamada nazmın morfolojik, sentaktik ve anlamsal yapısı; sözdizimsel ilişkiler, kelime seçimleri, anlamsal bağlantılar ve retorik karşıtlıklar bakımından incelenmektedir. İkinci aşamada, duyusal kaynak alanlar ile soyut hedef alanlar arasındaki kavramsal eşlemeler belirlenmektedir. Üçüncü aşamada ise dilsel yapı ile metaforik imgelem arasındaki etkileşim üzerinden ortaya çıkan değerlendirici anlamlar yorumlanmaktadır. Böylece çalışma, temsili anlatımın yalnızca ne söylediğini değil, anlamı hangi dilsel ilişkiler ve kavramsal eşlemeler aracılığıyla kurduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Bulgular, Kur’an temsillerinin anlamlarını yalnızca somut imgelerle açıklamadığını; aksine dikkatle yapılandırılmış dilsel ilişkiler yoluyla kavramsal hareketi düzenlediğini göstermektedir. Farklı otoritelere bağlılık temsili, birden çok efendi ile tek bir efendi arasındaki karşıtlık üzerinden şirk ve tevhid ayrımını deneyimsel olarak anlaşılır kılmaktadır. Örümcek evi temsili, yanlış yere yöneltilmiş güvenin kırılganlığını; tohum temsili, infakın kayıp değil büyüme ve çoğalma olarak kavranabileceğini; serap temsili, görünürdeki değer ile nihai hesap arasındaki farkı; iplik temsili ise ahdin bozulmasını birikmiş düzen ve bütünlüğün tahribi olarak ortaya koymaktadır. Bu örnekler, temsillerin hem kavramsal hem de ahlaki yönlendirme gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak makale, nazmın yalnızca estetik ya da retorik bir ilke değil, metaforik aktarımı yönlendiren, sınırlandıran ve yoğunlaştıran kurucu bir yapı olduğunu ileri sürmektedir. Bu doğrultuda çalışma, klasik nazım teorisinin temsil anlayışı ile Kavramsal Metafor Yaklaşımını karşılaştırmalı olarak ele almakta ve her iki yaklaşımın metaforik anlamın kuruluşuna ilişkin açıklama imkânlarını Kur’an temsilleri üzerinden değerlendirmektedir. Çalışma, okuyucu üzerindeki fiilî psikolojik etkiyi ölçme ya da klasik belâgat âlimlerinin modern bilişsel bilimi öncelediğini iddia etme amacı taşımamaktadır. Bunun yerine, Kur’an söyleminde metinsel düzeyde kodlanmış bilişsel ve değerlendirici anlamlandırma imkânlarını açığa çıkarmayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, klasik Arap belâgatı, bilişsel dilbilim ve Kur’an araştırmaları arasında el- Cürcânî’nin nazım teorisi ile Lakoff ve Johnson’ın Kavramsal Metafor Yaklaşımını karşılaştıran metin merkezli bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır.