AI Summary & Key Takeaways
AI InsightConsequently, media should be considered an integral component of state power projection and strategic competition in the contemporary international system.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Realism is one of the most influential theoretical approaches in international relations, explaining state behavior through the concepts of power, security, and national interest. According to realist theory, states engage in continuous power struggles within an anarchic international system to ensure their survival and security. Today, these struggles are conducted not only through military and economic capabilities but also through media and communication technologies. Media has become a strategic instrument that enables states to legitimize national interests, influence public opinion, and shape international perceptions. This study examines the relationship between realism and media through the perspectives of classical and neo-realist theories. Using a qualitative document analysis method, the study evaluates the core assumptions of realism and analyzes historical and contemporary cases, including the Cold War, the 2003 Iraq War, and digital information warfare in the age of social media. The findings demonstrate that media is not merely a tool reflecting international power politics but also an influential factor shaping and transforming those dynamics. Consequently, media should be considered an integral component of state power projection and strategic competition in the contemporary international system.
Özet
Uluslararası ilişkiler disiplininde realizm, devlet davranışlarını güç, güvenlik ve ulusal çıkar kavramları üzerinden açıklayan en etkili teorik yaklaşımlardan biridir. Realist teoriye göre devletler, anarşik uluslararası sistem içerisinde varlıklarını sürdürmek ve güvenliklerini sağlamak amacıyla güç mücadelesi yürütmektedir. Günümüzde ise bu mücadele yalnızca askeri ve ekonomik kapasite üzerinden değil, medya ve iletişim araçları üzerinden de sürdürülmektedir. Medya, devletlerin ulusal çıkarlarını meşrulaştırmalarına, kamuoyunu yönlendirmelerine ve uluslararası algıyı şekillendirmelerine olanak sağlayan stratejik bir araç hâline gelmiştir. Bu çalışma, realizm ile medya arasındaki ilişkiyi klasik ve neo-realist teoriler çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada doküman analizi yöntemi kullanılarak realizmin temel varsayımları değerlendirilmiş, Soğuk Savaş dönemi, 2003 Irak Savaşı ve günümüz dijital medya ortamında yaşanan bilgi savaşları örnek olaylar üzerinden analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda medyanın yalnızca uluslararası güç mücadelelerini yansıtan bir araç olmadığı, aynı zamanda bu mücadeleleri şekillendiren ve dönüştüren önemli bir unsur olduğu ortaya konulmuştur. Bu bağlamda medya, günümüz uluslararası sisteminde devletlerin güç projeksiyonunun ve stratejik rekabetinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmektedir.