AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThis article aims to address pure economic loss within the framework of private international law and to propose a balanced approach that considers both investor protection and the proper functioning of the financial system.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Pure economic loss refers to financial harm suffered without any direct damage to personal integrity or property. If the loss is connected to even minimal material damage, it is considered consequential economic loss. Pure economic loss exclusively affects financial interests and emerges from the interdependence of modern economic relations. The relationship of pure economic loss with tortious and contractual liability has generated ongoing debate, particularly in the context of investor protection. In private international law, identifying the place of pure economic loss and determining the law applicable to it are particularly challenging, since such loss is non-material and can generally be established only through mathematical or statistical methods. Based on doctrinal views and CJEU decisions, two major issues arise: (i) whether pure economic loss should be governed by contract law or tort law, and (ii) which court has jurisdiction. Some jurists argue that investors should be protected similarly to consumers through tort liability, while others consider such an interpretation too narrow. Since investors often appear as non-contractual third parties, contractual protection is also problematic. This article aims to address pure economic loss within the framework of private international law and to propose a balanced approach that considers both investor protection and the proper functioning of the financial system.
Özet
Saf ekonomik zarar, kişilerin şahıslarına veya malvarlıklarına doğrudan zarar gelmeksizin yalnızca mali çıkarlarının zedelenmesiyle ortaya çıkan zarardır. Eğer ekonomik zarar en küçük bir kişisel veya malvarlığı zararına bağlıysa bu durumda “dolaylı ekonomik kayıp/zarar” söz konusu olur. Saf ekonomik kayıp/zarar, yalnızca kişinin mali durumunu etkiler ve modern ekonomik ilişkilerin karşılıklı bağımlılıklarından doğar. Saf ekonomik zararın haksız fiil ve sözleşmesel sorumlulukla ilişkisi, özellikle yatırımcıların korunması bağlamında tartışmalara yol açmaktadır. Uluslararası özel hukukta saf ekonomik zararın yerinin ve bu zarara uygulanacak hukukun belirlenmesi güçtür; zira bu zarar maddi bir unsur taşımamakta ve çoğunlukla matematiksel veya istatistiksel yöntemlerle ortaya konulabilmektedir. Öğreti ve ABAD kararları ışığında iki temel sorun ortaya çıkmaktadır: (i) saf ekonomik zarar hallerinde uygulanacak hukukun sözleşmeye mi yoksa haksız fiile mi dayanacağı; (ii) yetkili mahkemenin hangi ülke mahkemesi olacağı. Bazı yazarlar yatırımcının tüketici gibi korunması gerektiğini savunurken, bazıları bu yaklaşımı dar bulmaktadır. Yatırımcı çoğu kez sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişi konumunda olduğundan, sözleşmesel koruma da tartışmalıdır. Bu makalenin temel amacı, saf ekonomik zarar sorununu uluslararası özel hukuk bağlamında değerlendirmek ve hem yatırımcıların korunması hem de finansal sistemin işleyişi arasında denge sağlayacak çözüm önerileri geliştirmektir.