AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFindings indicate that DALL-E 3 consistently appears to impose Western-centric conventions as a default reality, pointing to a process we term “iconographic narrowing” -a measurable visual homogenization.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study comparatively examines how the generative visual AI model DALL-E 3 represents four core social concepts -justice, freedom, power, and peace- across language (Turkish vs. English) and location (Turkey vs. USA). The research aims to identify how linguistic and geographic differences shape visual outputs and to assess these outputs in terms of algorithmic cultural hegemony. We generated 32 prompts (four prompt formats per concept) and collected 2,048 images (16 outputs per prompt, 4 images per output). From this corpus, 32 images were selected via maximum variation sampling and analyzed using a three-layer critical visual discourse method: (1) iconographic description (Panofsky), (2) semiotic myth analysis (Barthes), and (3) discursive contextualization (Hall, Foucault). Findings indicate that DALL-E 3 consistently appears to impose Western-centric conventions as a default reality, pointing to a process we term “iconographic narrowing” -a measurable visual homogenization. English prompts tend to yield images with higher institutional and political agency, whereas Turkish prompts more frequently generate apolitical, pastoral, and spiritual motifs, suggesting the reproduction of an orientalist binary. We also identify “algorithmic semantic evaporation”, whereby the historical and political depth of local concepts is reduced to aesthetic background within model outputs. Gender analysis points to a tendency of hyper-stereotyping, with agency concentrated in masculine bodies and women depicted as passive aesthetic objects. The study suggests that generative AI functions as a cultural authority that reinforces global power hierarchies and points to the need for interventions such as data transparency and localized model development.
Özet
Bu çalışma, üretken görsel yapay zekâ modeli DALL-E 3’ün “adalet”, “özgürlük”, “güç” ve “barış” gibi temel toplumsal kavramları nasıl temsil ettiğini dil (Türkçe/İngilizce) ve konum (Türkiye/ABD) bağlamında karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Araştırmanın temel amacı, dil ve konum farklarının görsel temsillere etkisini ortaya koymak ve bu temsillerin algoritmik kültürel hegemonya açısından nasıl işlediğini anlamaktır. Çalışmada her kavram için 4 farklı komut biçimiyle toplam 32 komut üretilmiştir. Her komutla 16 çıktı (her çıktıda 4 görsel) alınmış ve toplamda 2048 görselden oluşan veri seti elde edilmiştir. Veri setinden, amaçlı örnekleme stratejilerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla 32 görsel seçilmiş ve üç katmanlı eleştirel görsel söylem analizi uygulanmıştır: (1) ikonografik betimleme (Panofsky), (2) göstergebilimsel mit analizi (Barthes), (3) söylemsel bağlamsallaştırma (Hall, Foucault). Bulgular, DALL-E 3’ün dil ve konumdan bağımsız olarak Batı-merkezli sabitleri “varsayılan gerçeklik” olarak dayattığına ve bu sürecin çalışmada “ikonografik daralma” şeklinde kavramsallaştırılan bir görsel tek tipleşmeye yol açtığına işaret etmektedir. İngilizce komutlar kurumsal ve politik failliği yüksek temsiller üretirken; Türkçe komutların apolitik, pastoral ve spiritüel imgeleri tetiklemesi sistemin oryantalist ikiliği yeniden ürettiğini düşündürmektedir. Çalışma, ayrıca, yerel dillerdeki kavramların tarihsel ve politik derinliğinin algoritmik filtrelerde estetik bir fona dönüşmesini “algoritmik semantik buharlaşma” kavramıyla tanımlamaktadır. Toplumsal cinsiyet temsillerinde ise failliğin eril bedenlere rezerve edildiği, kadınların ise estetik ve pasif nesnelere indirgendiği “hiper-stereotipleştirme” eğilimi gözlemlenmektedir. Sonuçlar, üretken yapay zekânın küresel iktidar hiyerarşilerini sabitleyen bir “kültürel otorite” olarak işlediğini düşündürmekte ve veri şeffaflığı ve yerelleştirilmiş modelleme gibi etik müdahale mekanizmalarının gerekliliğine işaret etmektedir.