AI Summary & Key Takeaways
AI InsightConsidering women’s emotional sensitivity in the evaluation of parenting decisions may contribute to counseling and educational processes, particularly within midwifery practice.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study aims to examine the relationship between women’s levels of emotional reactivity, emotional needs, and motivations for having children. This cross-sectional and analytical study was conducted with 416 women. Data were collected using the Emotional Reactivity Scale, the Emotional Needs Scale, and the Motivations for Having Children Scale. Pearson correlation and linear regression analyses were performed. Emotional reactivity was positively associated with emotional approach (r=0.378; p<0.001) and emotional avoidance (r=0.306; p<0.001). The Emotional Reactivity Scale showed low-level positive correlations with the positive (r=0.172; p<0.001) and negative (r=0.150; p=0.002) subdimensions of motivation for having children, and moderate positive correlations with emotional approach and emotional avoidance. Linear regression analyses indicated that emotional reactivity significantly predicted emotional approach (β=0.378; p<0.001; R²=0.143), emotional avoidance (β=0.306; p<0.001; R²=0.094), positive motivation for having children (β=0.172; p<0.001; R²=0.030), and negative motivation for having children (β=0.150; p=0.002; R²=0.022). Emotional reactivity can be considered a psychological variable associated with women’s emotional needs and motivation for having children. The findings suggest that emotional reactivity has a moderate level of explanatory power for emotional needs and a low level of explanatory power for motivation for having children. Considering women’s emotional sensitivity in the evaluation of parenting decisions may contribute to counseling and educational processes, particularly within midwifery practice.
Özet
Bu araştırmanın amacı kadınların duygusal tepkisellik düzeylerinin duygusal gereksinimleri ve çocuk sahibi olma motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Kesitsel ve analitik türdeki araştırma 416 kadın ile yürütülmüştür. Veriler Duygusal Tepkisellik Ölçeği, Duygusal Gereksinimler Ölçeği ve Çocuk Sahibi Olma Motivasyonları Ölçeği ile toplanmıştır. Analizlerde pearson korelasyonu ve lineer regresyon kullanılmıştır. Duygusal tepkisellik, duygusal yaklaşma (r=0.378; p<0.001) ve kaçınma (r=0.306; p<0.001) ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Duygusal Tepkisellik Ölçeği, çocuk sahibi olma motivasyonlarının olumlu (r=0.172; p<0.001) ve olumsuz (r=0.150; p=0.002) alt boyutlarıyla düşük düzeyde, duygusal yaklaşma ve kaçınma ile ise orta düzeyde pozitif ilişkilidir. Lineer regresyon analizlerinde, duygusal tepkiselliğin duygusal yaklaşma (β=0.378; p<0.001; R²=0.143), duygusal kaçınma (β=0.306; p<0.001; R²=0.094), olumlu çocuk sahibi olma motivasyonları (β=0.172; p<0.001; R²=0.030) ve olumsuz çocuk sahibi olma motivasyonları (β=0.150; p=0.002; R²=0.022) ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Duygusal tepkisellik, kadınların duygusal gereksinimleri ve çocuk sahibi olma motivasyonları ile ilişkili bir psikolojik değişken olarak değerlendirilebilir. Bulgular, duygusal tepkiselliğin özellikle duygusal gereksinimler üzerinde orta düzeyde, çocuk sahibi olma motivasyonları üzerinde ise düşük düzeyde bir açıklama gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Ebeveyn olma kararlarının değerlendirilmesinde kadınların duygusal duyarlılıklarının dikkate alınması, özellikle ebelik uygulamalarında yürütülen danışmanlık ve eğitim süreçlerine katkı sağlayabilir.