AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that the Mālikī–Shāfi‘ī interaction in the field of legal theory was highly advanced.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Throughout history, many factors have influenced the interactions among legal schools. The most notable aspect of the interaction among juristic schools is that their founding imams lived in relatively close periods. Abū Ḥanīfa (d. 150/767) and Mālik b. Anas (d. 179/795) were contemporaries. Al-Shāfi‘ī (d. 204/820) studied under Mālik b. Anas and also had the opportunity to become acquainted with Ḥanafī jurisprudence through Muḥammad b. al-Ḥasan al-Shaybānī (d. 189/805), one of Abū Ḥanīfa’s two prominent students. Aḥmad b. Ḥanbal (d. 241/855), who was also a contemporary of al-Shāfi‘ī, benefited greatly from him. The most dramatic interaction among the founding imams occurred between Mālik b. Anas and al-Shāfi‘ī. Al-Shāfi‘ī studied under him for approximately nine years and, during his Egyptian period known as qawl al-jadīd, authored a work reflecting his methodological disagreement with his teacher regarding reports/sunna. This situation provoked the reaction of the Mālikīs, who held a strong position in Egypt. The fact that many scholars from Mālikī scholarly circles joined al-Shāfiʿī’s study circle in Egypt and abandoned Mālik’s juristic perspective paved the way for the emergence of a critical attitude toward al-Shāfi‘ī within Mālikī circles; thus, the Mālikī–Shāfi‘ī interaction, which began as a teacher–student relationship, evolved into a conflict between opposing schools. However, this conflict was mitigated in Iraq, where both schools were active, through a shared doctrinal–theological ground, leading to conciliatory efforts in the interaction between the two schools. In this process, Ashʿarī theology constituted the most important common ground on which adherents of both schools converged. Due to the close relationship between theology and legal theory, which in some classifications of the Islamic sciences is conceptualized as an uṣūl–furū‘ relationship, this commonality was not confined to the theological level but was strongly reflected in the field of legal theory. In this context, the present study aims to examine the interaction between the Mālikī and Shāfiʿī schools in the classical (early) period by focusing on the criteria for preferring reports in their approaches to legal theory and to reveal the dimensions of this interaction. Rather than addressing uṣūlī debates concerning the criteria for preferring reports, the study prioritizes a comparison of approaches to the system of preference and its criteria. The study will be conducted based on the case study design, one of the qualitative research methods. Within this framework, independent works on legal theory authored by Mālikī and Shāfi‘ī scholars from the early periods. The findings indicate that the Mālikī–Shāfi‘ī interaction in the field of legal theory was highly advanced. The Mālikī–Shāfi‘ī interaction network traced through figures such as Ibn al-Qassār (d. 397/1007), al-Bāqillānī (d. 403/1013), and al-Bājī (d. 474/1081) among the Mālikīs, and al-Shīrāzī (d. 476/1083), al-Juwaynī (d. 478/1085), al-Sam‘ānī (d. 489/1096), and al-Ghazālī (d. 505/1111) among the Shāfi‘īs, shows that the relationship between the two schools was initially polemical and critical, but over time came to involve processes of mutual influence and transformation.
Özet
Tarihsel süreçte mezhepler arasındaki etkileşimde önemli olan birçok faktör bulunmaktadır. Fıkhî mezheplerin birbirleri ile olan etkileşiminde dikkat çeken en önemli husus, kurucu imamların birbirine yakın zamanda yaşamış olmalarıdır. Ebû Ḥanîfe (ö. 150/767) ile İmam Mâlik (ö. 179/795) çağdaş âlimlerdir. Şâfi‘î (ö. 204/820), İmam Mâlik’in öğrenciliğini yapmış, aynı zamanda Ebû Ḥanîfe’nin iki büyük öğrencisinden biri olan İmam Muḥammed b. Ḥasan eş-Şeybânî (ö. 189/805) vasıtası ile Hanefî fıkhını tanıma imkânı bulmuştur. Aḥmed b. Ḥanbel (ö. 241/855) ise Şâfi‘î ile çağdaş olup, ondan çokça istifade etmiştir. Mezhebin kurucu imamları arasındaki en dikkat çekici etkileşim İmam Mâlik ve Şâfi‘î arasında olmuştur. Şâfi‘î, yaklaşık dokuz yıl boyunca onun öğrenciliğini yapmış, kavl-i cedîd olarak adlandırılan Mısır döneminde, hocası ile haber konusundaki yöntemsel farklılığını içeren bir eser kaleme almıştır. Bu durum Mısır’da güçlü bir konumda olan Mâlikîlerin tepkisini çekmiştir. Mâlikî ilmi çevreden gelen birçok âlimin Şâfi‘î’nin Mısır’daki ders halkasına katılarak, İmâm Mâlik’in fıkhî perspektifini terk etmeleri, Mâlikî çevrelerde Şâfi‘î’ye yönelik eleştirel bir tutumun ortaya çıkmasına zemin hazırlamış; hoca-talebe ilişkisi olarak başlayan Mâlikî-Şâfi‘î etkileşimi, karşıt ekoller olarak ihtilafa evrilmiştir. Ancak bu çatışma her iki ekolün de alan bulduğu Irak’ta ortak itikâd-kelâm zemini ile yumuşamış, bu yumuşama karşılıklı etkileşiminde uzlaşıya dönük çabaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu süreçte Eş‘arî kelâm öğretisi, Mâlikî ve Şâfi‘îlerin buluştuğu en önemli ortak zemin olmuştur. Bu ortaklık, usûl-furu‘ ilişkisi olarak kabul edilen kelâm ve fıkıh usûlünün (asleyn) yakın ilişkisinden dolayı, Mâlikî-Şâfi‘î geleneklerin etkileşimi, kelâmî düzlemle sınırlı kalmamış fıkıh usûlü alanına da güçlü biçimde yansımıştır. Bu noktada araştırma, Mâlikî-Şâfi‘î fıkıh usûlünde haberlerin tercih kriterlerini merkeze alarak klasik (erken) dönemde her iki mezhebin etkileşimini ve bu etkileşimin boyutlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma haberlerin tercih kriterlerine ilişkin usûlî tartışmaları konu edinmekten ziyade, tercih sistemi ve tercih kriterlerine ilişkin yaklaşımların karşılaştırmasını öncelemektedir. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine dayalı olarak yürütülecektir. Bu kapsamda, Mâlikî ve Şâfi‘î âlimlerin erken dönemlerden itibaren kaleme aldıkları fıkıh usûlü eserleri karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Bulgular, fıkıh usûlü alanında Mâlikî–Şâfi‘î etkileşiminin ileri düzeyde olduğunu göstermektedir. Mâlikîlerden İbnu’l-Ḳaṣṣâr (ö. 397/1007), Bâḳıllânî (ö. 403/1013) ve Bâcî (ö. 474/1081); Şâfi‘îlerden Şîrâzî (ö. 476/1083), Cuveynî (ö. 478/1085), Sem‘ânî (ö. 489/1096) ve Ġazzâlî (ö. 505/1111) gibi isimler üzerinden izlenen Mâlikî-Şâfi‘î etkileşim ağı, iki mezhep arasındaki ilişkinin başlangıçta polemiksel ve eleştirel iken zamanla karşılıklı etkilenme ve dönüşüm süreçlerini içerdiğini göstermektedir.