AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings reveal clear asymmetries between policy and practice, indicating that Greek is more visible and symbolically powerful than Turkish, particularly in the southern part of the city.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The aim of this paper is to explore the overt or covert language policy in action in the divided capital city of Cyprus, Nicosia, through the notion of linguistic landscape. Examining language use on public signs provides valuable insights into the linguistic situation of a given place, including the visibility of official language policies, ideological orientations, and power relations among linguistic groups. Official language policies refer to explicit or implicit rules and regulations that shape or control language use in public space. To this end, the study analyzes both top-down (official) and bottom-up (non-official) public signs displayed in two historically and socially significant neighboring areas of Nicosia: Arasta in the northern part of the city and Ledra Street in the southern part. Drawing on social action theory as a methodological framework, the study investigates whether the linguistic choices observed on these signs align with the provisions of official language policies or reflect covert practices shaped by social actors. Data were collected through systematic photographic documentation of public signs and analyzed in terms of language choice, order of appearance, and relative prominence. The findings reveal clear asymmetries between policy and practice, indicating that Greek is more visible and symbolically powerful than Turkish, particularly in the southern part of the city. Moreover, the results suggest that language policy, whether overt or covert, plays a limited role in shaping the linguistic landscape of public space.
Özet
Bu makalenin amacı, dilsel manzara kavramı üzerinden Kıbrıs’ın bölünmüş başkenti Lefkoşa’da açık veya örtük dil politikasının nasıl uygulandığını incelemektir. Kamusal alanlarda bulunan tabelalardaki dil kullanımının incelenmesi, resmî dil politikalarının görünürlüğü, ideolojik yönelimler ve dil grupları arasındaki güç ilişkileri dâhil olmak üzere belirli bir yerin dilsel durumuyla ilgili değerli bilgiler sağlar. Resmî dil politikaları, kamusal alanda dil kullanımını kasıtlı olarak şekillendiren veya kontrol eden açık veya örtük kuralları ve düzenlemeleri ifade eder. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışma Lefkoşa’nın tarihsel ve sosyal açıdan önemli olan iki komşu bölgesinde (şehrin kuzeyinde bulunan Arasta ve güneyindeki Ledra Caddesi) yer alan hem resmî (yukarıdan aşağıya dilsel manzara) hem de resmî olmayan, bireysel, ticari ya da özel aktörler tarafından üretilmiş (aşağıdan yukarıya dilsel manzara) kamusal tabelaları analiz etmektedir. Sosyal eylem teorisinin metodolojik bir çerçeve olarak kullanıldığı bu çalışma, söz konusu tabelalarda gözlemlenen dilsel seçimlerin resmî dil politikalarının hükümleriyle uyumlu olup olmadığını veya sosyal aktörler tarafından şekillendirilen gizli uygulamaları yansıtıp yansıtmadığını araştırmaktadır. Veriler, kamusal tabelaların sistematik fotoğraf dokümantasyonu yoluyla toplanmış ve dil seçimi, görünme sırası ve göreceli önem açısından analiz edilmiştir. Bulgular, politika ve uygulama arasında açık asimetriler bulunduğunu ortaya koymakta olup; özellikle şehrin güney kesiminde Yunancanın Türkçeden daha görünür ve sembol olarak daha güçlü olduğunu göstermektedir. Dahası sonuçlar, açık veya örtük dil politikasının kamusal alanın dilsel manzarasını şekillendirmede sınırlı bir rol oynadığını öne sürmektedir.