AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn this sense, the study carries academic, practical, and ethical implications.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Global environmental problems necessitate a new perspective that transcends anthropocentric boundaries of resilience. Drawing on thinkers such as Bruno Latour, Manuel DeLanda and Donna Haraway, this perspective rejects the nature-culture dualism and defines resilience through multi-species networks and relations of interdependence. DeLanda’s processual materialism, which posits that social and ecological existence emerges as dynamic assemblages, and Latour’s actor-network theory, which emphasizes the agency of non-human actors, together with Haraway’s ethics of interspecies coexistence and care, enable a rethinking of posthuman resilience at both ontological, epistemological and ethical levels. These theories provide the foundation for a six-dimensional framework of posthuman resilience. Each dimension is structured to make visible the interrelationships between human and nonhuman actors. In this direction, the basic theoretical and empirical studies of the field were evaluated through thematic literature analysis and an original model was tried to be established with the theoretical derivation approach. Consequently, multi-species ontologies offer a new ontology that decenters the human in the face of ecological crisis. This perspective questions the ontological, epistemological and ethical privilege granted to humans and views other living beings, objects and nature not as mere background or resources but as strategic partners/elements of relational ontology. Such an approach suggests that collective existence is possible only through multi-species alliances. Within this framework, sociology is carried towards a more-than-human horizon, aiming to build a livable future not only for humans but together with all living beings. In this sense, the study carries academic, practical, and ethical implications.
Özet
Küresel çevre sorunları dayanıklılık kavramını insan-merkezci sınırların ötesine taşıyan yeni bir perspektif gerektirmektedir. Bruno Latour, Manuel DeLanda ve Donna Haraway gibi düşünürlerden beslenerek doğa-kültür düalizmini reddeden bu perspektif dayanıklılığı çok-türlü ağlar ve karşılıklı bağımlılık üzerinden tanımlar. DeLanda’nın realist ontolojisinin toplumsalın ve ekolojik varoluşun dinamik bileşimler/kümeleşmeler (asamblajlar) hâlinde var olduğuna işaret etmesi, Latour’un aktör-ağ teorisinde vurgulanan insan-dışı aktörlerin faillik kapasitesi, Haraway’in türler arası ortak yaşam ve bakım etiğiyle birleştiğinde insan-ötesi dayanıklılığın hem ontolojik hem epistemolojik hem de etik düzeylerde yeniden düşünülmesine imkân tanır. Bu teoriler ışığında insan-ötesi dayanıklılık altı tematik boyut üzerinden ele alınmıştır. Her bir boyut insan ve insan-dışı aktörlerin karşılıklı ilişkilerini görünür kılacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu doğrultuda tematik literatür analizi ile alanın temel teorik ve empirik çalışmaları değerlendirilmiş ve teorik türetme yaklaşımıyla özgün bir model kurulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, çok-türlü ontolojilerin ekolojik krize karşı insanı merkezden çıkaran yeni bir bakış açısı sunduğu; insana tanınan ontolojik, epistemolojik ve etik ayrıcalığı sorgulayarak diğer canlıları, nesneleri ve doğanın bir arka plân ya da kaynak değil, ilişkisel ontolojinin stratejik ortağı/öğesi olarak gördüğü ve kollektif varoluşun ancak çok-türlü ittifaklarla mümkün olduğu kanısı şekillenmiştir. Bu çerçeve, sosyolojiyi insan-ötesi bir ufka taşıyarak, yalnızca insanlar için değil, tüm canlılarla birlikte yaşanabilir bir gelecek inşasını hedeflemektedir. Bu bağlamda makale akademik, pratik ve etik açıdan önemli sonuçlara işaret etmektedir.