AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThese results emphasize the importance of individual- and community-based intervention strategies to reduce fear of earthquakes and enhance the resilience of vulnerable groups during disaster preparedness.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examined the predictive roles of earthquake fear and religious coping strategies for earthquake resilience among adults. The study, which employed a cross-sectional and predictive design, included 326 adults who participated via an online survey. Of the participants, 70.2% were female, with a mean age of 22.5 years ± 5.29. The majority were single (89.9%); 50.3% had completed high school; and 53.4% had experienced at least one disaster in their lifetime. Data were collected using the Sociodemographic Form, Earthquake Resilience Scale, Earthquake Fear Scale, and Religious Coping Scale. In addition to descriptive statistics, multiple linear regression analysis using the “enter” method was applied to test the predictive power of the variables on earthquake resilience. The regression model significantly predicted earthquake resilience [R=0.463, F(7, 318)=8.79, p<0.001] and explained 16.2% of the variance. Earthquake fear significantly predicted resilience in a negative direction (β = -0.281, p < 0.001), while female gender predicted it in a positive direction (β = 0.361, p = 0.005). Religious coping, marital status, and disaster experience were not significant predictors. These results emphasize the importance of individual- and community-based intervention strategies to reduce fear of earthquakes and enhance the resilience of vulnerable groups during disaster preparedness.
Özet
Bu çalışmanın amacı, toplumda yaşayan bireyler arasında deprem korkusu, dayanıklılık ve dini başa çıkma arasındaki ilişkileri araştırmak ve bu faktörlerin birbirlerini nasıl etkilediğini yapısal eşitlik modellemesi kullanarak değerlendirmektir. Çalışmanın tasarımı, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) kullanılarak kesitsel, korelasyonel ve model-test tasarımlarından oluşmaktadır. Türkiye'de ikamet eden toplam 326 yetişkin, Instagram üzerinden uygulanan çevrimiçi bir anket aracılığıyla çalışmaya katılmıştır. Bu çalışmada kullanılan araçlar şunlardır: Sosyodemografik Özellikler Formu, Depreme Dayanıklılık Ölçeği, Deprem Korkusu Ölçeği ve Dini Başa Çıkma Ölçeği. Tanımlayıcı ve parametrik olmayan analizler için sırasıyla SPSS ve Python (semopy) yazılım programları kullanılırken, sağlam tahminciler kullanılarak model uyum değerlendirmesi için R (lavaan) kullanılmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi, deprem korkusunun dayanıklılığı önemli ölçüde olumsuz etkilediğini göstermiştir (β = -0.501, p < 0.001). Dini başa çıkmanın pozitif (β = 0.158, p = 0.113) ve negatif (β = 0.172, p = 0.372) biçimlerinin dayanıklılık üzerinde anlamlı olmayan pozitif etkileri olmuştur. Bulgular, cinsiyet, medeni durum ve istihdamın deprem dayanıklılığı ve başa çıkma mekanizmalarının şekillenmesindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Bu faktörlerin anlaşılması, savunmasız nüfuslarda dayanıklılığı artırmaya ve deprem korkusunu azaltmaya yönelik müdahalelere rehberlik edebilir.