AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe findings indicate that Türkiye İş Bankası functioned not merely as a financial intermediary but as a state-guided private banking institution that actively contributed to the formation of a domestic entrepreneurial class.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study aims to examine the role of Türkiye İş Bankası in the early Republican period as a central mechanism of bank-centered capital accumulation and national bourgeoisie formation under conditions of late industrialization. Employing a historical–institutional political economy framework, the analysis draws on archival materials, early bank reports, legal statutes, and contemporaneous public discourse covering the period between 1924 and 1930. Rather than relying on econometric causal estimation, the study focuses on institutional design, political intent, and historical sequencing to analyses how savings mobilization, developmental credit allocation, and direct equity participation operated as mechanisms of capital accumulation and class formation. The findings indicate that Türkiye İş Bankası functioned not merely as a financial intermediary but as a state-guided private banking institution that actively contributed to the formation of a domestic entrepreneurial class. A comparative discussion with Germany and Japan further demonstrates that the Turkish experience represents a distinct configuration of state-guided private banking in which class formation constituted an explicitly articulated political objective rather than an indirect outcome of economic growth. By foregrounding class formation as a core analytical dimension of bank-centered development, the study contributes to comparative political economy debates on state–finance relations and the institutional foundations of capitalist development.
Özet
Bu çalışma, geç sanayileşme koşulları altında banka-merkezli sermaye birikimi ve ulusal burjuvazinin oluşumunda merkezi bir mekanizma olarak Türkiye İş Bankası’nın erken Cumhuriyet dönemindeki rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Tarihsel-kurumsal bir politik iktisat çerçevesi benimsenerek, analiz 1924–1930 dönemini kapsayan arşiv belgeleri, erken dönem banka raporları, yasal düzenlemeler ve dönemin kamusal söylemine dayandırılmaktadır. Çalışma, ekonometrik nedensellik tahminine dayanmak yerine, tasarrufların seferber edilmesi, kalkınmacı kredi tahsisi ve doğrudan sermaye iştirakinin sermaye birikimi ve sınıf oluşumu mekanizmaları olarak nasıl işlediğini kurumsal tasarım, siyasal niyet ve tarihsel sıralanış üzerinden incelemektedir. Bulgular, Türkiye İş Bankası’nın yalnızca bir mali aracı olarak değil, yerli girişimci sınıfın oluşumuna aktif biçimde katkıda bulunan devlet yönlendirmeli özel bir bankacılık kurumu olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Almanya ve Japonya ile yapılan karşılaştırmalı tartışma, ayrıca, Türkiye deneyiminin devlet yönlendirmeli özel bankacılığın özgün bir konfigürasyonunu temsil ettiğini; bu yapı içinde sınıf oluşumunun ekonomik büyümenin dolaylı bir sonucu olmaktan ziyade açık biçimde ifade edilmiş siyasal bir hedef olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, banka-merkezli kalkınmanın temel analitik boyutlarından biri olarak sınıf oluşumunu öne çıkararak, devlet-finans ilişkileri ve kapitalist kalkınmanın kurumsal temellerine ilişkin karşılaştırmalı politik iktisat tartışmalarına katkı sunmaktadır.