AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn this period, translation has not only facilitated cultural exchange but has also actively shaped how each culture perceives the other.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the current state and underlying dynamics of literary circulation and translation between China and Türkiye within the context of contemporary cultural exchange. Drawing on reader-response theory, it analyzes how literary texts with a focus on Mo Yan and Orhan Pamuk function as cultural intermediaries in cross-cultural transmission. Grounded in the historical and cultural background of Turkish-Sino relations, the study argues that literary circulation between the two countries has rarely been direct or sustained but has instead been largely shaped through the mediation of translation, with each country’s cultural perception of the other constructed to a significant extent through this process. On the Chinese-to-Turkish side, Prof. Dr. Muhaddere Nabi Özerdim’s early work played a pioneering role. Since the 2010s, translators such as Prof. Dr. Giray Fidan and Dr. Erdem Kurtuldu have contributed to a notable expansion in both the scope and quality of Chinese literature available in Turkish. A similar pattern characterizes the reception of Turkish literature in China: before Orhan Pamuk’s Nobel Prize, Turkish literature reached only a limited readership, whereas the award marked a turning point, leading to a significant increase in interest and a deeper engagement among Chinese readers. The study concludes that Turkish-Sino literary circulation is best understood as a complex historical process. In this period, translation has not only facilitated cultural exchange but has also actively shaped how each culture perceives the other.
Özet
Bu çalışma, çağdaş kültürel etkileşim bağlamında Türkiye ve Çin arasındaki edebî dolaşım ve çeviri süreçlerinin mevcut durumunu ve temel dinamiklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Mo Yan ve Orhan Pamuk’un eserleri örnek vakalar olarak ele alınarak, edebî metinlerin kültürlerarası aktarım sürecinde nasıl birer kültürel aracı işlevi gördüğü analiz edilmektedir. Türkiye-Çin ilişkilerinin tarihsel ve kültürel arka planından hareketle, iki ülke arasındaki edebî dolaşımın çoğu zaman doğrudan ve yoğun bir biçimde gerçekleşmediği, büyük ölçüde çeviri süreçleri aracılığıyla şekillendiği ileri sürülmektedir. Bu bağlamda, erken dönem doğrudan çeviri örnekleri arasında Prof. Dr. Muhaddere Nabi Özerdim’in çalışmaları öncü bir rol oynamaktadır. 2010’lu yıllardan itibaren ise Prof. Dr. Giray Fidan ve Dr. Erdem Kurtuldu gibi çevirmenlerin katkılarıyla Çinceden Türkçeye yapılan doğrudan çevirilerde belirgin bir artış gözlemlenmiş; eser çeşitliliği genişlemiş ve Çin edebiyatının Türkiye’deki görünürlüğü daha nitelikli bir düzeye ulaşmıştır. Türk edebiyatının Çin’deki dolaşımı da benzer bir seyir izlemektedir. Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmasından önce, Ömer Zülfü Livaneli, Nazım Hikmet, Orhan Kemal ve Ayşe Kulin gibi sınırlı sayıdaki yazarın eserleri Çinceye çevrilmiş ve bu çeviriler dar bir okur kitlesiyle sınırlı kalmıştır. Nobel ödülü sonrasında ise Türk edebiyatından Çinceye yapılan çeviriler önemli ölçüde artmış; bu durum Çinli okurların Türk edebiyatına yönelik algı ve alımlama süreçlerini derinleştirmiştir. Bu süreç, iki ülkenin birbirine yönelik edebî ve kültürel algılarının da büyük ölçüde çeviri dinamikleri üzerinden inşa edildiğini ortaya koymaktadır.