AI Summary & Key Takeaways
AI InsightConclusion: Oral health in children is not merely a medical necessity but an integral part of holistic child welfare and overall quality of life.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Aim: This review aims to examine the oral health profiles of children and to evaluate the impact of dental pathologies on oral health-related quality of life (OHRQoL) in the light of current literature. Material and Methods: Within the scope of the study, pediatric OHRQoL scales, dental treatment needs of children, and the pathophysiological and psychosocial factors involved in this process were analyzed using international databases. Methodological approaches focusing on children’s self-report capacities and parental perceptions were prioritized. Results: Literature data indicate that clinical conditions such as dental caries, traumatic dental injuries, and Molar Incisor Hypomineralization (MIH) lead to profound psychosocial deterioration, such as loss of self-esteem, dental anxiety, and social isolation, beyond functional limitations. Scales such as CPQ, ECOHIS, and C-OIDP have been found to be critical in understanding the subjective experiences of children and measuring clinical success following treatment. Conclusion: Oral health in children is not merely a medical necessity but an integral part of holistic child welfare and overall quality of life. To improve the quality of life in the pediatric population, it is essential to develop preventive-oriented and patient-centered multidisciplinary health policies in collaboration with pediatric dentists, child psychologists, and educators.
Özet
Amaç: Bu derlemenin amacı, pediatrik popülasyonda ağız ve diş sağlığı profillerini incelemek; klinik dental patolojilerin ve oral sağlık durumunun “Ağız Sağlığına Bağlı Yaşam Kalitesi” (ASBYK) üzerindeki multifaktöriyel etkilerini güncel literatür ışığında değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamında uluslararası veri tabanları kullanılarak; pediatrik ASBYK ölçekleri, çocuklarda dental tedavi ihtiyaçları ve bu süreçte rol oynayan fizyopatolojik ve psikososyal faktörler analiz edilmiştir. Literatür taramasında, çocukların öz bildirim kapasiteleri ve ebeveyn algısı üzerine kurgulanan metodolojik yaklaşımlar öncelikli olarak ele alınmıştır. Bulgular: Literatür verileri, çocuklarda diş çürüğü, travmatik dental yaralanmalar ve Molar İnsizör Hipomineralizasyonu (MİH) gibi klinik tabloların; sadece çiğneme ve konuşma gibi fonksiyonel kısıtlılıklar yaratmakla kalmadığını, aynı zamanda öz saygı kaybı, dental anksiyete ve sosyal izolasyon gibi derin psikososyal yıkımlara yol açtığını göstermektedir. Özellikle CPQ, ECOHIS ve C-OIDP gibi ölçeklerin, çocukların yaşadığı sübjektif deneyimleri ve tedavi sonrası klinik başarıyı ölçümlemede kritik enstrümanlar olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çocuklarda ağız sağlığı, yalnızca medikal bir zorunluluk değil, bütüncül çocuk refahının ve genel yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Pediatrik popülasyonda yaşam kalitesini artırmak için semptomatik tedavilerin ötesine geçilerek; pedodontistler, çocuk psikologları ve eğitimcilerin iş birliği içerisinde olduğu, koruyucu odaklı ve hasta merkezli multidisipliner sağlık politikalarının geliştirilmesi elzemdir.