AI Summary & Key Takeaways
AI InsightBy linking nationalism studies, modern Turkish history, and historical international relations, the article demonstrates how authoritarian repression can weaken organisational structures while simultaneously producing durable ideological repertoires.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article examines how the Turkish single-party regime reshaped Turkist-Turanist nationalism through state repression during the Second World War. Rather than treating Turkist-Turanism as either a marginal ideological current or a decisive force behind Turkey’s post-war Western alignment, it argues that wartime repression weakened the movement’s organisational capacity while preserving and transforming its ideological repertoire. Drawing on qualitative historical analysis and process tracing, the study analyses official archives, parliamentary proceedings, diplomatic records, periodicals, and newspapers to reconstruct the sequence linking legal restrictions, censorship, press polemics, courtroom mobilisation, and post-war anti-communist politics. It demonstrates that the 1938 Law on Associations, wartime emergency legislation, censorship, periodical closures, and the Racism-Turanism trials displaced Turkist-Turanist activism from formal organisation into print culture, commemorative politics, and anti-communist discourse. The article further argues that the Racism-Turanism trials functioned simultaneously as instruments of domestic repression and diplomatic signalling, reflecting the Turkish government's efforts to preserve wartime neutrality while containing anti-Soviet nationalist agitation. Finally, it shows that the deterioration of Turkish-Soviet relations after 1945 did not vindicate Turkist-Turanism as a political programme or determine Turkey’s Western alignment. Instead, changing geopolitical conditions made elements of its anti-communist vocabulary selectively compatible with the state's emerging security priorities. By linking nationalism studies, modern Turkish history, and historical international relations, the article demonstrates how authoritarian repression can weaken organisational structures while simultaneously producing durable ideological repertoires.
Özet
Bu makale, Türkiye'deki tek parti rejiminin İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkçü-Turancı milliyetçiliği devlet baskısı yoluyla nasıl dönüştürdüğünü incelemektedir. Çalışma, Türkçü-Turancılığı ne marjinal bir ideolojik akım ne de Türkiye'nin savaş sonrası Batı bloğuna yönelişini belirleyen temel bir siyasal güç olarak değerlendirmektedir. Bunun yerine, savaş yıllarında uygulanan baskının hareketin örgütsel kapasitesini zayıflatırken ideolojik repertuarını koruyup dönüştürdüğünü ileri sürmektedir. Nitel tarihsel analiz ve süreç izleme yöntemlerini kullanan araştırma; arşiv belgeleri, parlamento tutanakları, diplomatik kayıtlar, süreli yayınlar ve gazeteleri inceleyerek hukuki kısıtlamalar, sansür, basın polemikleri, mahkeme süreçleri ve savaş sonrası antikomünist siyaset arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Çalışma, 1938 tarihli Cemiyetler Kanunu, savaş dönemi olağanüstü mevzuatı, sansür uygulamaları, süreli yayınların kapatılması ve Irkçılık-Turancılık Davaları'nın Türkçü-Turancı hareketi resmî örgütlenme alanından basın faaliyetlerine, hafıza siyasetine ve antikomünist söyleme yönelttiğini göstermektedir. Makale ayrıca Irkçılık-Turancılık Davaları'nın, Türkiye'nin savaş dönemi tarafsızlığını koruma ve Sovyet karşıtı milliyetçi ajitasyonu denetim altında tutma çabalarının bir parçası olarak, aynı anda hem iç politikaya yönelik bir baskı aracı hem de dış dünyaya verilmiş diplomatik bir mesaj işlevi gördüğünü ileri sürmektedir. Son olarak çalışma, 1945 sonrasında Türk-Sovyet ilişkilerinin bozulmasının Türkçü-Turancılığı bir siyasal program olarak doğrulamadığını ve hareketin Türkiye'nin Batı bloğuna yönelişini belirlemediğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık değişen jeopolitik koşullar, hareketin antikomünist söyleminin belirli unsurlarını devletin şekillenmekte olan güvenlik öncelikleriyle seçici biçimde uyumlu hâle getirmiştir. Modern Türkiye tarihi, milliyetçilik çalışmaları ve uluslararası ilişkiler literatürünü bir araya getiren bu makale, otoriter devlet baskısının örgütsel yapıları zayıflatırken aynı zamanda uzun ömürlü ideolojik repertuarlar üretebildiğini göstermektedir.