AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study concludes that irṣādī waqf constitutes a flexible and effective model for sustaining public services within an Islamic legal framework.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines Irṣādī Waqf (state-allocated endowment) from a jurisprudential and historical perspective, with a focus on its application in the Ottoman Empire. Irṣādī waqf refers to the allocation by the ruler or public authority of revenues derived from state-owned properties or the public treasury (bayt al-māl) for public welfare purposes, while ownership of the corpus remains with the state. This feature distinguishes it from the classical private waqf, leading to differing legal interpretations among Muslim jurists. The study begins by defining the linguistic and technical meanings of irṣād and clarifying the legal nature of irṣādī waqf in comparison with valid (ṣaḥīḥ) waqf. It then presents a comparative analysis of the views of the four Sunni schools of law. According to the Hanafi school, irṣādī waqf is not considered a binding endowment and may be modified in accordance with public interest. In contrast, the Maliki school and Shafi'i school regard it as a binding endowment subject to certain conditions, while the Hanbali school permits it, particularly within public funds and open (unowned) lands. The second part of the study traces the historical development of irṣādī waqf from the early Islamic period to its extensive and systematic implementation during the Ottoman era. In this period, irṣādī waqfs played a significant role in financing educational, religious, and social institutions. The study concludes that irṣādī waqf constitutes a flexible and effective model for sustaining public services within an Islamic legal framework.
Özet
Bu çalışma, İslâm hukukunda vakıf türlerinden biri olan irsâdî vakfı (vakf-ı irsâdî) fıkhî temelleri ve tarihî uygulamalarıyla incelemekte, özellikle Osmanlı Devleti’ndeki tatbikatını ele almaktadır. İrsâdî vakıf, devlet başkanının veya yetkili otoritenin, beytülmâle ait malların gelirlerini kamu yararına tahsis etmesi suretiyle ortaya çıkan bir vakıf türüdür. Bu yapıda malın malın kendi mülkiyeti mülkiyeti devlette kalmakta, yalnızca menfaati hayır hizmetlerine yönlendirilmektedir. Bu yönüyle irsâdî vakıf, klasik anlamdaki sahih vakıftan ayrılmakta ve fıkıh mezhepleri arasında meşruiyeti konusunda farklı değerlendirmelere konu olmaktadır. Araştırmada öncelikle irsâd kavramının lugavî ve ıstılahî anlamı açıklanmış, ardından irsâdî vakfın hukukî niteliği ve sahih vakıfla arasındaki farklar ortaya konulmuştur. Daha sonra Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin irsâdî vakfa yaklaşımları mukayeseli olarak ele alınmıştır. Hanefîler’in irsâdî vakfı caiz görmekle beraber diğer vakıf türleri gibi bağlayıcı bir vakıf olarak görmediği, diğer mezheplerin ise belirli şartlar altında irsâdî vakfa cevaz verdiği tespit edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde irsâdî vakfın tarihsel gelişimi incelenmiş; özellikle Osmanlı Devleti’nde eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerin finansmanında bu vakıf türünün önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak irsâdî vakıf, kamu yararını esas alan özgün bir vakıf modeli olarak değerlendirilmiştir.