AI Summary & Key Takeaways
AI InsightWitness evidence should assist in establishing the truth as supplementary evidence alongside written evidence.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Due to the principle of written proceedings, which governs administrative jurisdiction law, and the fact that the code lacks specific provisions for witness evidence, such evidence is not relied upon in practice. In legal scholarship, however, it is argued that this form of evidence should also be accepted in administrative jurisdiction law. As there is no explicit provision in positive law, the hearing of witnesses requires a legislative amendment or a decision consolidating case law within the framework of universal principles of law. As a recent ruling, the reasoning of the European Court of Human Rights’ decision in Dilek GENÇ v. Türkiye is of particular significance in this regard. To ensure the right to a fair trial and to effective trials, the hearing of witnesses should be permitted in administrative jurisdiction; however, this permission should not be unlimited. Indeed, where the administrative procedure is based on an event or in disputes arising from an administrative act, there appears to be a need for witness evidence. However, rather than focusing on the nature of the case or whether it arises from an event or act, consideration should be given to whether the written documents addressing the point of disagreement between the parties clarify the matter. In administrative cases, if the existing information and documents do not clarify the dispute between the parties, witnesses must be heard. Witness evidence should assist in establishing the truth as supplementary evidence alongside written evidence.
Özet
İdari yargılama hukukuna hâkim olan yazılılık ilkesi ve kanunda tanık deliline yer verilmemesi sebepleriyle uygulamada tanık deliline başvurulmamaktadır. Öğretide ise bu delilin idari yargılama hukukunda da kabul edilmesi gerektiği savunulmaktadır. Pozitif hukukta açık bir düzenleme olmadığından ancak kanun değişikliğiyle veya hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde bir içtihadı birleştirme kararı ile tanık dinleme mümkün olabilecektir. Güncel bir karar olarak AİHM’in Dilek GENÇ/Türkiye kararının konuya dair gerekçeleri önem taşımaktadır. Adil yargılanma hakkı bakımından ve etkin bir yargılamanın gerçekleştirilebilmesi için idari yargıda tanık dinleme kabul edilmelidir; ancak bu kabul, sınırsız olmamalıdır. Nitekim idari işlemin sebebi bir olaya dayandığında veya idari eylemden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, tanık deliline ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bununla birlikte, davanın türünden veya olaydan/eylemden kaynaklanmasından ziyade davanın tarafları arasındaki anlaşmazlık noktasına yönelik yazılı belgelerin konuyu açıklığa kavuşturup kavuşturmadığına bakılmalıdır. İdari davalarda, mevcut bilgi ve belgeler, taraflar arasındaki uyuşmazlığı açıklığa kavuşturmuyorsa tanık dinlenmelidir. Tanık delili, yazılı delillerle birlikte tamamlayıcı delil olarak gerçeğin ortaya konmasına yardımcı olmalıdır.