AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe analysis concluded that the film portrays bipolar disorder not as a medical condition, but as a tragic and romanticized character trait that fuels dramatic effect.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The aim of this study is to determine how bipolar disorder and stigmatization are represented in Turkish cinema and to reveal the similarities between cinematic representation and clinical reality. In this research, the cinematic construction of bipolar disorder and the structural representation problems it produces were examined using descriptive content analysis, focusing on the film Delibal (2015) directed by Ali Bilgin. Scenes in the film were classified under the themes of clinical symptoms, treatment process, medication use, social relationships, and stigma, and analyzed within the framework of the American Psychiatric Association's DSM-5 diagnostic criteria and Erving Goffman's Stigma Theory. The analysis concluded that the film portrays bipolar disorder not as a medical condition, but as a tragic and romanticized character trait that fuels dramatic effect. The film shows that the manic phase of the illness is aestheticized, the depressive period is presented as a sudden dark descent, and the transitions between attacks are depicted in a way that is the opposite of clinical reality. One of the film's most significant representational elements is the portrayal of medication as something that destroys creativity, while the presentation of drug refusal as a form of liberation reinforces societal prejudices against modern treatment processes. It is concluded that the film Delibal reproduces the myth of either genius or danger by trapping the illness between two extremes, and deepens the stigmatization of mental illnesses. Within the scope examined in this study, it is considered to have unique value in demonstrating how bipolar disorder and stigmatization are represented in Turkish cinema.
Özet
Bu çalışmanın amacı Türk sinemasında bipolar bozukluğun ve stigmatizasyonun nasıl temsil edildiğini belirleyerek sinemadaki temsilin klinik gerçeklikle olan benzerliklerini ortaya koymaktır. Araştırmada, Ali Bilgin’in yönetmenliğini üstlendiği Delibal (2015) filmi ekseninde bipolar bozukluğun sinematik inşası ve bu inşanın ürettiği yapısal temsil sorunları betimsel içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Filmdeki sahneler klinik belirtiler, tedavi süreci, ilaç kullanımı, sosyal ilişkiler ve stigma temaları altında sınıflandırılarak Amerikan Psikiyatri Birliği'nin DSM-5 tanı ölçütleri ve Erving Goffman’ın Stigma Teorisi çerçevesinde çözümlenmiştir. Çözümleme sonucunda filmin bipolar bozukluğu tıbbi bir rahatsızlık olmaktan ziyade, dramatik etkiyi besleyen, trajik ve romantize edilmiş bir karakter özelliği olarak kurguladığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapımda hastalığın manik evresinin estetikleştirildiği depresif dönemin ise ani bir karanlık çöküş olarak sunulduğu ve atak geçişlerinin klinik gerçekliğin tersi yönünde işletildiği görülmüştür. Filmin en büyük temsil unsurlarından biri olan ilaç algısında psikiyatrik tedavinin yaratıcılığı yok eden bir yapıda kodlanması ve ilaç reddinin bir özgürleşme gibi sunulmasının modern tedavi süreçlerine yönelik toplumsal önyargıları pekiştirdiği düşünülmektedir. Delibal filminin, hastalığı iki uç arasında sıkıştırarak ya dahi ya tehlikeli mitini yeniden ürettiği ve ruhsal rahatsızlıklara yönelik stigmatizasyonu derinleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmanın incelediği kapsam dahilinde Türk sinemasında bipolar bozukluk ve stigmatizasyonun temsil ediliş biçiminin gösterilmesi noktasında özgün bir değer taşıdığı düşünülmektedir.