AI Summary & Key Takeaways
AI InsightDiachronic comparison indicates that although many of these words no longer survive in modern Turkish forms, their semantic cores persist in folk discourse, literary texts, idioms, and metaphors, suggesting that continuity operates at the level of conceptual relations rather than individual lexical items.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the semantic structure and diachronic continuity of ten lexical items (ajun, çer, çıġrı, felek, köksı, kün, öḏ, öḏleg, türk, uġur) representing the conceptual domains of world and time in Dīwān Lughāt al-Turk (11th century). The research employs document analysis, context-based content analysis, and a semantic field approach. It takes as its starting point ajun and felek, which are associated with both world and time; other items are analyzed in relation to these two core units. Some items occupy an intermediate position between the two domains. The findings show that world and time are conceptualized not as separate categories but as a single, interrelated semantic field shaped by cosmic order, cyclicality, fate, and lived experience. Ajun functions as a spatial and cosmological center, while felek represents temporal movement, cyclical processes, and destiny. Diachronic comparison indicates that although many of these words no longer survive in modern Turkish forms, their semantic cores persist in folk discourse, literary texts, idioms, and metaphors, suggesting that continuity operates at the level of conceptual relations rather than individual lexical items.
Özet
Bu çalışmada, Kâşgarlı Mahmud’un 11. yüzyılda kaleme aldığı Dîvânu Lügâti’t-Türk’te dünya ve zaman kavram alanlarını temsil eden on kelimenin (ajun, çer, çıġrı, felek, köksı, kün, öḏ, öḏleg, türk, uġur) anlamsal örgütlenişi ile tarihsel sürekliliği incelenmiştir. Araştırma, nitel yöntem kapsamında doküman analizi, bağlam temelli içerik çözümlemesi ve semantik alan yaklaşımıyla yürütülmüştür. İncelemenin çıkış noktasını, Dîvân’da hem dünya hem zaman anlamlarıyla kullanılan ajun ve felek oluşturmuş; bu iki çekirdek birim etrafında kümelenen diğer kelimeler, aralarındaki ilişkiler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bulgular, Dîvânu Lügâti’t-Türk’te dünya ve zamanın birbirinden bağımsız kategoriler olarak değil, kozmik döngü, kader ve yaşam deneyimi bağlamında iç içe geçmiş ve karşılıklı olarak tanımlanan bir anlam alanı olarak kavrandığını göstermektedir. Ajun kavramının mekânsal ve kozmolojik bir merkez oluşturduğu; felek kavramının ise zamansal devinim, döngüsellik ve kaderle ilişkili bir odak oluşturduğu tespit edilmiştir. Diğer kelimelerin bir kısmı bu iki merkeze yakınlaşırken, bazı birimlerin her iki alanla da örtüşen bir ara konumda yer aldığı belirlenmiştir. Tarihsel karşılaştırmalar, söz konusu kelimelerin bir kısmının modern Türkçede biçimsel olarak yaşamamasına rağmen temsil ettikleri anlam çekirdeklerinin halk söylemi, edebî metinler, deyimler ve metaforlar aracılığıyla sürdüğünü ortaya koymuştur. Çalışma, tarihsel söz varlığının kültürel bellek içinde yalnızca sözcükler düzeyinde değil, esasen kavramsal ilişkiler ve metaforik süreklilik yoluyla korunduğunu göstermektedir.