AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe article aims to make visible the theoretical gap in antinatalism literature and to reveal how religious beliefs are discussed in relation to individual life choices in the face of social change.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article aims to examine antinatalism in the Turkish context from the perspective of the social psychology of religion and to analyze the effects of religious beliefs on perceptions of motherhood, with attention to psychosocial experiences of women who reject having children. Given the limited number of direct studies on antinatalism in Türkiye, the study discusses this concept together with voluntary childlessness in order to make it more intelligible. Antinatalism is defined as a radical philosophical stance that ethically questions birth on the assumption that life is fundamentally burdened with pain and suffering, whereas voluntary childlessness refers to the preference of individuals or couples not to have children. The article is based on the assumption that motherhood is not merely a biological process but a multilayered field of identity and meaning shaped by social norms, cultural values, and religious beliefs. In societies such as Türkiye, where religious and traditional values remain influential, it is important to make visible the tensions between antinatalist discourses and established motherhood norms. Accordingly, the study adopts a qualitative approach and combines literature review, document analysis, and thematic analysis based on social media data. The theoretical framework is built upon the lines of tension between antinatalist theories, such as Masahiro Morioka’s life ethics approach and David Benatar’s asymmetry argument, and Islamic religious texts concerning reproduction, family, and motherhood. To understand how antinatalist tendencies are shaped within the social psychology of religion, comments obtained from an Instagram page focused on antinatalism were analyzed in accordance with ethical principles and with user identities anonymized. With the perspective of the social psychology of religion, the findings are expected to contribute to the understanding about changing family structures, declining birth rates, and perceptions of motherhood that were transformed by modernization. In this respect, the article evaluates antinatalist discourse not merely as a matter of individual preference but as a psychosocial phenomenon intersecting with motherhood norms, religious meaning-making, spiritual responsibility, social pressure, the female body, and modernization processes. This assessment strengthens the interdisciplinary originality of the study. The article aims to make visible the theoretical gap in antinatalism literature and to reveal how religious beliefs are discussed in relation to individual life choices in the face of social change.
Özet
Bu makalede, antinatalizm kavramının Türkiye bağlamında din sosyal psikolojisi perspektifiyle kavramsal olarak incelenmesi; dini inançların annelik algısı üzerindeki etkilerinin ve özellikle çocuk sahibi olmayı reddeden kadınların psiko-sosyal deneyimlerinin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Türkiye’de antinatalizm üzerine doğrudan yapılmış çalışmaların sınırlılığı nedeniyle araştırmada bu kavram, toplumsal düzeyde daha anlaşılır kılınabilmesi için gönüllü çocuksuzluk olgusuyla birlikte ele alınmıştır. Antinatalizm, yaşamın temelde acı ve ıstırapla yüklü olduğu varsayımından hareketle doğum eylemini etik açıdan sorgulayan radikal bir felsefi tutum olarak tanımlanırken; gönüllü çocuksuzluk, bireylerin veya çiftlerin çocuk sahibi olmama yönündeki bilinçli tercihlerini ifade etmektedir. Çalışma, anneliğin yalnızca biyolojik bir süreç değil, toplumsal normlar, kültürel değerler ve dini inançlar tarafından şekillendirilen çok katmanlı bir kimlik ve anlam alanı olduğu varsayımına dayanmaktadır. Dini ve geleneksel değerlerin güçlü olduğu Türkiye gibi toplumlarda, antinatalist söylemler ile yerleşik annelik normları arasındaki gerilimlerin görünür kılınması önem taşımaktadır. Bu bağlamda araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; alanyazın taraması, belge analizi ve sosyal medya verilerine dayalı tematik analiz birlikte kullanılmıştır. Çalışmanın teorik çerçevesi, Masahiro Morioka’nın yaşam etiği yaklaşımı ve David Benatar’ın asimetri argümanı gibi temel antinatalist teoriler ile İslam düşüncesinde üreme, aile ve annelik konulu dini metinler arasındaki gerilim hatları üzerine kurulmuştur. Ayrıca Türkiye’de antinatalist eğilimlerin din sosyal psikolojisi bağlamında nasıl şekillendiğini anlamak amacıyla antinatalizm temalı bir Instagram sayfasından elde edilen yorumlar etik ilkeler doğrultusunda ve kullanıcı kimlikleri gizlenerek analiz edilmiştir. Bulguların, Türkiye’de değişen aile yapıları, düşen doğum oranları ve modernleşmeyle dönüşen annelik algılarının din sosyal psikolojisi açısından anlaşılmasına katkı sunması beklenmektedir. Bu yönüyle makale, antinatalist söylemi yalnızca bireysel bir tercih konusu olarak değil, annelik normu, dini anlamlandırma, manevi sorumluluk, toplumsal baskı, kadın bedeni ve modernleşme süreçleriyle kesişen psiko-sosyal bir fenomen olarak değerlendirmektedir. Bu değerlendirme, çalışmanın kuramsal, yöntemsel ve disiplinlerarası özgünlüğünü açık biçimde güçlendirmektedir. Makale, antinatalizm literatüründeki teorik boşluğu görünür kılmanın yanı sıra toplumsal değişim karşısında dini inançların bireysel yaşam tercihleriyle nasıl tartışıldığını ortaya koymayı hedeflemektedir.