AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFor Amiri, love and ulfa are not merely interpersonal dynamics, but metaphysical foundations of a virtuous community and well-ordered polity.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article examines the views of the tenth-century Islamic philosopher al-Amiri on the concepts of love and familiarity/intimacy, particularly within the framework of his works al-Saʿada wa’l-Isʿad and al-Iʿlam bi-Manaqib al-Islam. The aim is to explore Amiri’s original approach by briefly situating his views within the broader context of ethical and political philosophy, drawing comparisons where relevant with thinkers such as Plato, Aristotle, and al-Farabi. For Amiri, love is a moral virtue essential to personal development, while ulfa functions as a foundational principle that ensures social cohesion, prevents conflict, and sustains political order. The study adopts a qualitative methodology, employing document analysis. Its originality lies in addressing a gap in the literature: while the concept of love has been discussed widely in both classical and modern scholarship, Amiri’s specific views on the matter remain underexplored. Ethics and political philosophy interrogate the values, actions, and institutions shaping human life. In this context, love is not only pivotal to moral formation but also central to the unity and stability of society. For Amiri, love and ulfa are not merely interpersonal dynamics, but metaphysical foundations of a virtuous community and well-ordered polity.
Özet
Bu makale, Onuncu yüzyıl İslam filozofu Âmirî’nin sevgi ve ülfet kavramlarına ilişkin düşüncelerini, özellikle es-Saʻâde ve’l-isʻâd ile el-İʿlâm bi-menâḳıbi’l-İslâm adlı eserleri çerçevesinde ele almaktadır. Çalışmanın amacı, gerekli görülen yerlerde Platon, Aristoteles ve Fârâbî gibi filozofların ahlak ve siyaset felsefesi bağlamındaki düşüncelerine kısaca değinerek, Âmirî’nin ilgili konulardaki özgün yaklaşımını ortaya koymaktır. Ona göre sevgi, ahlaki bir değerdir. Ülfet ise toplumun dağılmaması, çatışmaya sürüklenmemesi ve düzenli işlemesi için gerekli kurucu bir ilkedir. Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden dokümantasyon tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın özgün değerini ise sevgi üzerine literatürde çalışmaların bulunması, fakat filozofun bu konudaki görüşlerini ele alan herhangi bir çalışmanın yapılmamış olması oluşturmaktadır. Ahlak ve siyaset felsefesi, insanın bireysel ve toplumsal yaşamındaki değerleri, eylemleri ve kurumları sorgulayan iki önemli disiplindir. Bu bağlamda sevgi, bireyin ahlaki gelişiminde olduğu gibi toplumun düzen ve birliği açısından merkezi bir etkiye sahiptir. Sevgi konusu başta Antik-Helenistik felsefe geleneğinde Platon ve Aristoteles gibi filozoflarca birey ve toplum ekseninde tartışılmış, felsefenin İslam dünyasına intikaliyle Fârâbî, İbn Miskeveyh ve İbn Sînâ gibi filozoflar da konuya eğilmişlerdir. Bu filozoflar sevgiyi hem ontolojik hem de etik açıdan ele almışlar ve konunun, insanın varoluşsal, ahlaki ve toplumsal ilişkileri anlamada temel rol oynadığına vurgu yapmışlardır. Sevgi ve ülfet, Âmirî’nin ahlak ve siyaset felsefesinde yalnızca bireyler arası bir ilişki biçimi olarak değil, aynı zamanda erdemli bir toplumun ve düzenli bir siyasetin metafizik zemini olarak işlev görmüştür.