AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe research concluded that if the legitimizing was not stipulated in the contract, the marriage is valid, and the woman is permitted to remarry her ex-husband.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This research deals with the issue of legitimizing marriage (Nikāḥ al-Taḥlīl) according to the four schools of thought, the Zahiris and The Shiites and The Ibadis and The Zaydis. The disagreement on this issue between the mentioned schools comes from several matters. First, the effect of intention in transactions, where the Hanafis, Shafi’is, Ibn Hazm and Zaidis opined that intention does not affect transactions. Therefore, legitimizing marriage is valid if it is not stipulated in the contract. The Malikis, Hanbalis, Ibadis, and Ja`faris, on the other hand, considered the effect of the intention in the contract, and said that the marriage is not valid when there is an intention to legitimize the wife for her ex-husband. Second, the prohibition in the transactions, whether it invalidates the prohibited matter. Third, the legal tricks, which is the intention to change a ruling to another by means that are originally legitimate, and they are divided into three types, some of which are agreed upon to be permissible, some of which are agreed to be prohibited, and some of which are disagreed between jurists. Examples of this include legitimizing marriage. The reason behind the disagreement stems from whether the issue is aligned with Sharia objectives. Each school has proven what they opined with a set of evidence. The researcher utilized the comparative analytical method. The research concluded that if the legitimizing was not stipulated in the contract, the marriage is valid, and the woman is permitted to remarry her ex-husband.
Özet
Bu araştırma, hülle (tahlîl) nikâhı meselesini dört Sünnî mezhep ile Zâhirî, Ca‘ferî, İbâdî ve Zeydî mezheplerinin fıkhî ve usûlî yaklaşımları çerçevesinde mukayeseli olarak incelemektedir. Söz konusu ihtilafların temelinde başlıca bazı usûlî meseleler yer almaktadır. Bunların ilki, niyet ve bâtınî maksatların akitler üzerindeki etkisi meselesidir. Hanefî ve Şâfiî fakihlerin ağırlıklı görüşüne göre, akitlerin sıhhati esas itibarıyla zahirî unsurlara bağlıdır. Bu sebeple akit meclisinde tahlîl şartı açıkça zikredilmediği sürece, taraflarda böyle bir niyet bulunsa dahi yapılan evlilik sahih kabul edilmektedir. Buna karşılık Mâlikî, Hanbelî, İbâdî ve Ca‘ferî fakihler, tahlîl kastını akdin hükmünü etkileyen bir unsur olarak değerlendirmiş ve bu kastın varlığı hâlinde nikâhın geçersiz olacağını savunmuşlardır. İhtilafın bir diğer boyutu, muamelât alanında varid olan nehyin akdin fesadını gerektirip gerektirmediği meselesidir. Tartışma aynı zamanda fıkhî hilelerin meşruiyetiyle de yakından ilişkilidir. Zira bir hakkı ortadan kaldırmayan veya şer‘î bir hükmü hükümsüz bırakmayan hilelerin cevazı genel olarak kabul edilmekle birlikte, harama ulaşmayı hedefleyen yahut şer‘î hükümlerin maksatlarını bertaraf eden hilelerin meşruiyeti hususunda ciddi ihtilaflar bulunmaktadır. Hülle nikâhı da bu çerçevede değerlendirilen meselelerden biridir.Tartışmaların merkezinde, söz konusu uygulamanın şeriatın maksatlarıyla ne ölçüde bağdaştığı sorusu yer almaktadır. Özellikle nikâhın devamlılık ve istikrar amacı, bu konuda ileri sürülen temel makâsıdî gerekçelerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada konuya ilişkin görüşler ve deliller analitik ve mukayeseli bir yöntemle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, akit esnasında lafzî bir tahlîl şartı zikredilmeksizin kurulan nikâhın vaz‘î hüküm bakımından sahih olduğu ve kadının ilk eşine dönebilmesi için gerekli olan şer‘î hılliyeti sağladığı yönündeki görüşün daha isabetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.