AI Summary & Key Takeaways
AI InsightBy focusing on the Nagorno-Karabakh case, the study argues that personal diplomacy constitutes an important analytical complement to structural interest-based explanations in understanding foreign policy behavior.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the impact of leaders’ personal diplomacy on foreign policy outcomes by analyzing the relationship between Turkish President Recep Tayyip Erdoğan and Russian President Vladimir Putin in the context of the Nagorno-Karabakh process. In particular, Russia’s relatively restrained stance during Azerbaijan’s 2020 military operation in Nagorno-Karabakh which ultimately produced outcomes favorable to Azerbaijan is analyzed through the lens of personalist and leader-centered foreign policy approaches. The research is based on a qualitative analysis of data drawn from face-to-face meetings, telephone diplomacy, official visits, and publicly available statements between the two leaders during the 2018–2020 period. Video recordings, joint press conferences, and patterns of mutual address are examined comparatively, revealing that the Erdoğan–Putin relationship differs markedly from each leader’s interactions with other heads of state. The findings suggest that the personal trust and direct communication channels established between the two leaders may have played a complementary role in Russia’s decision to refrain from overt intervention in favor of Armenia during the conflict. By focusing on the Nagorno-Karabakh case, the study argues that personal diplomacy constitutes an important analytical complement to structural interest-based explanations in understanding foreign policy behavior.
Özet
Bu çalışma, liderler arası kişisel diplomasinin dış politika çıktıları üzerindeki etkisini, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki ilişkiyi Dağlık Karabağ süreci bağlamında incelemektedir. Özellikle 2020 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da gerçekleştirdiği askerî operasyon sırasında Rusya’nın görece Azerbaycan lehine sonuçlar doğuran tutumu, bu çalışmada personalist ve lider-odaklı dış politika yaklaşımları çerçevesinde analiz edilmektedir. Araştırma, 2018–2020 döneminde iki lider arasında gerçekleşen yüz yüze görüşmeler, telefon diplomasisi, resmî ziyaretler ve kamuya yansıyan söylemlerden elde edilen nitel verilerin sistematik analizine dayanmaktadır. Video kayıtları, basın toplantıları ve liderlerin karşılıklı hitap biçimleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş; Erdoğan–Putin ilişkisinin her iki liderin diğer devlet başkanlarıyla kurduğu ilişkilerden belirgin biçimde ayrıştığı ortaya konulmuştur. Bulgular, iki lider arasında tesis edilen kişisel güven ve doğrudan iletişim kanallarının, Rusya’nın çatışma sürecinde Ermenistan lehine açık bir müdahaleden kaçınmasında tamamlayıcı bir rol oynamış olabileceğine işaret etmektedir. Çalışma, Dağlık Karabağ vakası üzerinden kişisel diplomasinin, yapısal çıkar açıklamalarını dışlamadan, dış politika davranışlarını anlamada önemli bir analitik katkı sunduğunu ileri sürmektedir.