AI Summary & Key Takeaways
AI InsightConsequently, public administration has embarked on a search for a new balance between the principles of efficiency and accountability.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines the bureaucratic transformation that occurred in public administration in Turkey after the Presidential System of Government, within the framework of the balance between efficiency, accountability, and governance. The system, which entered into force in 2018, aimed to centralize executive authority and ensure speed, coordination, and efficiency in decision-making processes. However, this structure weakened the traditional autonomy of the bureaucracy and generated new debates about institutional balance, merit, and democratic accountability. The new system brought about not only structural changes in public administration but also a profound transformation in bureaucratic culture. The role of the bureaucracy has evolved beyond the classical executive approach to become a directly influential actor in policymaking processes. Technocratic expertise has been strengthened through presidential offices, policy boards, and executive structures, and a centralized governance model has been institutionalized. While this provides advantages in decision-making and coordination, it has also weakened checks and balances and led to criticisms regarding accountability. Consequently, public administration has embarked on a search for a new balance between the principles of efficiency and accountability.
Özet
Bu çalışma, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sonrasında Türkiye’de kamu yönetiminde meydana gelen bürokratik dönüşümü; etkinlik, hesap verebilirlik ve yönetişim dengesi çerçevesinde ele almaktadır. 2018 yılında yürürlüğe giren sistem, yürütme yetkisini tek merkezde toplayarak karar alma süreçlerinde hız, eşgüdüm ve etkinlik sağlamayı hedeflemiştir. Ancak bu yapı, bürokrasinin geleneksel özerkliğini zayıflatmış; kurumsal denge, liyakat ve demokratik hesap verebilirlik alanlarında yeni tartışmalar yaratmıştır. Yeni sistem, kamu yönetiminde yalnızca yapısal değişim değil, aynı zamanda bürokratik kültürde de derin bir dönüşüm meydana getirmiştir. Bürokrasinin rolü, klasik uygulayıcı anlayışın ötesine geçerek politika oluşturma süreçlerinde doğrudan etkili bir aktöre dönüşmüştür. Cumhurbaşkanlığı ofisleri, politika kurulları ve başkanlık yapıları aracılığıyla teknokratik uzmanlık güçlenmiş, merkeziyetçi yönetişim modeli kurumsallaşmıştır. Bu durum karar alma ve eşgüdümde avantaj sağlasa da, denge-denetim mekanizmalarını zayıflatmış ve hesap verebilirlik açısından eleştirilere yol açmıştır. Sonuç olarak, kamu yönetimi etkinlik ve hesap verebilirlik ilkeleri arasında yeni bir denge arayışı sürecine girmiştir