AI Summary & Key Takeaways
AI InsightIn this way, the study also provides a discussion framework for future quantitative research.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study examines how green finance affects the Turkish banking system through regulatory texts, sector reports, and selected academic studies. It argues that green finance should not be viewed merely as a narrow funding channel for environmentally friendly projects. Rather, it represents a broader transformation that influences lending standards, risk monitoring, reporting practices, and institutional coordination. The research is qualitative and uses document analysis. The material includes OECD and World Bank policy papers, regulations issued by the BRSA, the Capital Markets Board and the Public Oversight Authority, reports of the Banks Association of Türkiye and selected banks, and academic studies published between 2020 and 2025. The documents are evaluated under conceptual distinctions, regulatory structure, banking practices, data and reporting capacity, and policy needs. The findings show that green finance affects the Turkish banking system in three interrelated ways. First, instruments such as green bonds, sustainable bonds, and sustainability-linked loans diversify banks’ funding structures and improve access to longer-term finance. Second, the integration of climate-related and environmental risks into credit processes reshapes customer assessment, portfolio composition, and risk appetite. Third, TSRS alignment, external review, and allocation and impact reporting increase the visibility of environmental data in internal decision making. The analysis further indicates that sustainability capacity depends not only on formal compliance, but also on data quality, internal controls, sectoral expertise, and the quality of communication with investors. At the same time, the absence of a common taxonomy, limitations in data standardization, verification costs, SMEs’ restricted adjustment capacity, and long-term financing gaps continue to constrain market deepening. The study’s original contribution is to interpret this transformation through the concept of financial reflex, defined as the ability of banks to recognize environmental risks and opportunities in time and reflect them in lending policies, monitoring tools, and strategic decisions. At the policy level, the paper highlights the need for a stronger classification framework, more standardized bank-customer data flows, auditable criteria for transition finance, and wider SME-focused support mechanisms. In this way, the study also provides a discussion framework for future quantitative research.
Özet
Bu çalışma, Türkiye’de yeşil finansın bankacılık sistemi üzerindeki etkisini düzenleyici metinler, sektör raporları ve seçilmiş akademik çalışmalar eşliğinde incelemektedir. Çalışmanın çıkış noktası, yeşil finansın yalnızca çevreye duyarlı projeler için oluşturulmuş dar bir finansman alanı olarak görülmemesi gerektiğidir. Aksine bu yaklaşımın kredi verme ölçütlerinden risk izleme pratiklerine, raporlama düzeninden kurumsal koordinasyona kadar uzanan daha geniş bir değişim alanı ürettiği kabul edilmektedir. Araştırma nitel tasarım çerçevesinde yürütülmüş ve temel yöntem olarak doküman analizi tercih edilmiştir. İnceleme kapsamına OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların politika belgeleri, BDDK, SPK ve KGK düzenlemeleri, Türkiye Bankalar Birliği ile seçilmiş bankalara ait raporlar ve 2020-2025 arasında yayımlanmış akademik çalışmalar alınmıştır. Belgeler; kavramsal ayrımlar, düzenleyici yapı, bankacılık uygulamaları, veri ve raporlama kapasitesi ile politika ihtiyaçları başlıkları altında birlikte değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye’de yeşil finansın bankacılık sistemini birbiriyle bağlantılı üç düzlemde etkilediğini göstermektedir. İlk düzlemde, yeşil tahvil, sürdürülebilir tahvil ve sürdürülebilirlik bağlantılı kredi gibi araçlar bankaların kaynak yapısını çeşitlendirmekte ve daha uzun vadeli finansmana erişim ihtimalini artırmaktadır. İkinci düzlemde, çevresel ve iklim kaynaklı risklerin kredi kararlarına taşınması; müşteri değerlendirmesi, portföy tercihi ve risk alma eğiliminde belirgin değişimler yaratmaktadır. Üçüncü düzlemde ise TSRS uyumu, dış değerlendirme süreçleri ile tahsis ve etki raporlaması gibi uygulamalar çevresel verinin banka içi karar süreçlerinde daha görünür hale gelmesini sağlamaktadır. Bulgular ayrıca sürdürülebilirlik kapasitesinin yalnızca mevzuata uyumla açıklanamayacağını; veri kalitesi, iç kontrol mekanizmaları, sektörel uzmanlık ve yatırımcılarla kurulan iletişim düzeyiyle birlikte şekillendiğini göstermektedir. Bununla birlikte taksonomi eksikliği, veri standardizasyonundaki sınırlılıklar, doğrulama maliyetleri, KOBİ’lerin düşük uyum kapasitesi ve uzun vadeli finansman açığı piyasanın derinleşmesini zorlaştırmaktadır. Çalışmanın özgün katkısı, bu dönüşümü “finansal refleks” kavramı üzerinden yorumlamasıdır. Finansal refleks, bankaların çevresel risk ve fırsatları zamanında fark ederek bunları kredi politikalarına, izleme araçlarına ve stratejik karar süreçlerine yansıtabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Politika düzeyinde ise ortak sınıflandırma yaklaşımının güçlendirilmesi, banka-müşteri veri akışının standartlaştırılması, geçiş finansmanına yönelik denetlenebilir ölçütlerin geliştirilmesi ve KOBİ odaklı destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması öne çıkmaktadır. Bu yönüyle çalışma, ileride yapılacak nicel araştırmalar için de kullanılabilecek bir tartışma zemini sunmaktadır.