AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe comparative findings indicate that Hanlar District offers a relatively more inclusive public space by emphasizing historical continuity and social accessibility, whereas Kent Meydanı has evolved into a quasi-public environment shaped by neoliberal urban policies and commercialization processes.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This study comparatively examines the transformation of public space in Bursa through two critical cases: Hanlar District and Kent Meydanı. Historically shaped as an Ottoman commercial center, Hanlar District has preserved its historical continuity and cultural heritage over time. The urban design competition organized in 2020 aimed to preserve the historical identity of the district while enhancing public accessibility. In contrast, Kent Meydanı, which functioned as the city’s main bus terminal throughout the twentieth century, was intended to be transformed into a contemporary public square. However, during the implementation process, private investment priorities led to its conversion into a shopping mall, thereby limiting its public character. The comparative findings indicate that Hanlar District offers a relatively more inclusive public space by emphasizing historical continuity and social accessibility, whereas Kent Meydanı has evolved into a quasi-public environment shaped by neoliberal urban policies and commercialization processes. The study demonstrates that the sustainability of public spaces depends not only on physical interventions but also on the integration of social inclusivity, democratic participation, and cultural heritage preservation into urban planning and policy-making processes. In this respect, the research highlights the importance of participatory urban approaches for maintaining both the identity and functionality of transforming public spaces.
Özet
Bu çalışma, Bursa’da kamusal mekânın dönüşümünü iki kritik örnek üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemektedir: Hanlar Bölgesi ve Kent Meydanı. Tarihsel olarak Osmanlı ticaret merkezi olarak şekillenen Hanlar Bölgesi, tarihsel sürekliliğini ve kültürel mirasını günümüze kadar korumuştur. 2020 yılında düzenlenen kentsel tasarım yarışması, bölgenin tarihsel kimliğini korurken kamusal erişilebilirliği artırmayı amaçlamıştır. Buna karşılık, yirminci yüzyıl boyunca kentin ana otobüs terminali olarak işlev gören Kent Meydanı’nın çağdaş bir kamusal meydan olarak dönüştürülmesi hedeflenmiştir. Ancak uygulama sürecinde özel sermaye yatırımları alanın alışveriş merkezine dönüşmesine yol açmış ve kamusal niteliğini sınırlandırmıştır. Karşılaştırmalı bulgular, Hanlar Bölgesi’nin tarihsel süreklilik ve toplumsal erişilebilirliği öne çıkaran daha kapsayıcı bir kamusal mekân sunduğunu; buna karşılık Kent Meydanı’nın neoliberal politikalar ve ticarileşme süreçleri tarafından şekillenen yarı-kamusal bir mekâna dönüştüğünü göstermektedir. Çalışma, kamusal mekânların sürdürülebilirliğinin yalnızca fiziksel müdahalelere değil; aynı zamanda toplumsal kapsayıcılık, demokratik katılım ve kültürel mirasın korunmasını içeren bütüncül planlama ve yönetim yaklaşımlarına bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda araştırma, dönüşen kamusal mekânlarda hem kimliğin hem de işlevselliğin korunabilmesi açısından katılımcı kentsel politikaların önemini vurgulamaktadır.