AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThe study concludes that regime heterogeneity, economic disparities, and external interventions constitute the main structural obstacles to integration and proposes a flexible, multi-layered integration approach based on institutional reform, economic coordination, and collective security mechanisms.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
This article examines the European Union’s (EU) model of deep integration through a comparative analysis of integration efforts among Islamic countries and seeks to explain why a stable and binding form of integration has not emerged in the Islamic world. The study first traces the historical evolution of European integration, from post-war sectoral cooperation to a comprehensive political, legal, and institutional order, emphasizing the transition from shallow to deep integration. The EU’s institutional architecture is analysed as the core mechanism sustaining this model through sovereignty sharing and legal bindingness. The article then explores the historical roots of integration in the Islamic world, from the Medina Charter to the Ottoman experience, and demonstrates how colonialism, nation-state formation, sectarian and ethnic fragmentation, and external interventions disrupted this legacy in the modern era. Major Islamic cooperation frameworks are evaluated against deep integration criteria, revealing that they largely remain loose intergovernmental platforms. The study concludes that regime heterogeneity, economic disparities, and external interventions constitute the main structural obstacles to integration and proposes a flexible, multi-layered integration approach based on institutional reform, economic coordination, and collective security mechanisms.
Özet
Bu makale, Avrupa Birliği’nin (AB) derin entegrasyon modelini İslam ülkeleri arasındaki entegrasyon arayışlarıyla karşılaştırmalı bir perspektifte ele almakta ve İslam dünyasında neden kalıcı ve bağlayıcı bir bütünleşme tesis edilemediğini yapısal faktörler üzerinden analiz etmektedir. Çalışma, savaş sonrası Avrupa bütünleşmesinin sığ entegrasyondan derin entegrasyona uzanan tarihsel seyrini inceleyerek, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’ndan Avrupa Birliği’ne evrilen sürecin ekonomik iş birliğini siyasi, hukuki ve kurumsal bir yapıya dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır. AB’nin kurumsal mimarisi, derin entegrasyonun temel taşı olarak değerlendirilmekte ve bu yapı, İslam dünyasındaki örgütlerle karşılaştırıldığında bağlayıcılık ve egemenlik paylaşımı açısından özgün bir model sunmaktadır. Devamında, İslam dünyasında entegrasyon fikrinin Medine Sözleşmesi’nden Osmanlı tecrübesine uzanan tarihsel kökenleri ele alınmakta; sömürgecilik, ulus-devletleşme, mezhepsel ve etnik ayrışmalar ile dış müdahalelerin bu mirası modern dönemde zayıflattığı gösterilmektedir. Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Körfez İşbirliği Konseyi ve D-8 gibi örgütler, derin entegrasyon kriterleri açısından değerlendirildiğinde, çoğunlukla gevşek ve danışma niteliğinde yapılar olarak kalmaktadır. Makale, entegrasyonun önündeki temel engelleri siyasal heterojenlik, ekonomik eşitsizlikler ve dış müdahaleler olarak tespit etmekte; kurumsal reform ve çok katmanlı entegrasyon yönünde öneriler sunmaktadır.