AI Summary & Key Takeaways
AI InsightÇalışma, dijitalde gelişen boykotların sadece tüketim tercihi değil; aynı zamanda toplumsal kimliklerin, aidiyetlerin karşıtlıkların ve dijital sembolik mücadelelerin yeniden üretildiği mecralar olduğunu ortaya koymaktadır.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Bu çalışma, Filistin meselesi ve Ekrem İmamoğlu gündemleri sonrasında Türkiye’de Instagram üzerinden gelişen boykot hareketlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının boykot çağrılarını nasıl söylemselleştirdiği, bu söylemlerin hangi temalar etrafında biçimlendiği ve dijitalde gelişen boykotların toplumsal kimlikler ve aidiyetler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Norman Fairclough’un Eleştirel Söylem Analizi (CDA) çerçevesinde yürütülen araştırma, 2023-2024 döneminde Instagram’da yüksek etkileşim almış 30 kullanıcı gönderisini kapsamaktadır. Seçilen gönderiler, Filistin meselesi ve Ekrem İmamoğlu gündemiyle bağlantılı boykot çağrıları içeren paylaşımlar olup, belirli hashtag’lerle etkileşim kazanan paylaşımlar üzerinden analiz edilmiştir. Analiz, kullanıcı söylemlerinin dini-etik protesto, duygusal tepkiler, sosyal gruba ve normlara uyum gibi ana eksenlerde şekillendiğini ortaya koymuştur. Filistin bağlamındaki Starbucks boykotu, toplumsal vicdan, inanç temelli dayanışma ve ahlaki öfke etrafında uzun süreli ve yaygın bir eylem biçimi hâline gelirken, İmamoğlu gündemiyle bağlantılı gelişen ve çeşitli markaları hedef alan boykot çağrılarında, daha kısa süreli ve politik temsiliyet odaklı bir mobilizasyon olarak gözlemlenmiştir. Uzun soluklu ve kısa soluklu olma kriteri, her iki boykotun toplumsal etkileşim sürelerine ve kullanıcı katılım düzeylerine dayanmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin kolektivist kültürel yapısı, boykotlara katılımı grup normlarına uyum bağlamında etkilerken; bazı kullanıcıların bu çağrılara karşıt bir pozisyon alarak bilinçli tüketim pratikleri geliştirmesi, dijitalde gelişen boykotların çift yönlü kimlik ve aidiyet performanslarına dönüştüğünü göstermektedir. Çalışma, dijitalde gelişen boykotların sadece tüketim tercihi değil; aynı zamanda toplumsal kimliklerin, aidiyetlerin karşıtlıkların ve dijital sembolik mücadelelerin yeniden üretildiği mecralar olduğunu ortaya koymaktadır.
Özet
Bu çalışma, Filistin meselesi ve Ekrem İmamoğlu gündemleri sonrasında Türkiye’de Instagram üzerinden gelişen boykot hareketlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının boykot çağrılarını nasıl söylemselleştirdiği, bu söylemlerin hangi temalar etrafında biçimlendiği ve dijitalde gelişen boykotların toplumsal kimlikler ve aidiyetler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Norman Fairclough’un Eleştirel Söylem Analizi (CDA) çerçevesinde yürütülen araştırma, 2023-2024 döneminde Instagram’da yüksek etkileşim almış 30 kullanıcı gönderisini kapsamaktadır. Seçilen gönderiler, Filistin meselesi ve Ekrem İmamoğlu gündemiyle bağlantılı boykot çağrıları içeren paylaşımlar olup, belirli hashtag’lerle etkileşim kazanan paylaşımlar üzerinden analiz edilmiştir. Analiz, kullanıcı söylemlerinin dini-etik protesto, duygusal tepkiler, sosyal gruba ve normlara uyum gibi ana eksenlerde şekillendiğini ortaya koymuştur. Filistin bağlamındaki Starbucks boykotu, toplumsal vicdan, inanç temelli dayanışma ve ahlaki öfke etrafında uzun süreli ve yaygın bir eylem biçimi hâline gelirken, İmamoğlu gündemiyle bağlantılı gelişen ve çeşitli markaları hedef alan boykot çağrılarında, daha kısa süreli ve politik temsiliyet odaklı bir mobilizasyon olarak gözlemlenmiştir. Uzun soluklu ve kısa soluklu olma kriteri, her iki boykotun toplumsal etkileşim sürelerine ve kullanıcı katılım düzeylerine dayanmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin kolektivist kültürel yapısı, boykotlara katılımı grup normlarına uyum bağlamında etkilerken; bazı kullanıcıların bu çağrılara karşıt bir pozisyon alarak bilinçli tüketim pratikleri geliştirmesi, dijitalde gelişen boykotların çift yönlü kimlik ve aidiyet performanslarına dönüştüğünü göstermektedir. Çalışma, dijitalde gelişen boykotların sadece tüketim tercihi değil; aynı zamanda toplumsal kimliklerin, aidiyetlerin karşıtlıkların ve dijital sembolik mücadelelerin yeniden üretildiği mecralar olduğunu ortaya koymaktadır.