AI Summary & Key Takeaways
AI InsightConsidering psychosocial, cultural, and belief-based factors in the transplantation process is important for developing patient-centered, holistic, and individualized care approaches.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: To examine the desires, perspectives, knowledge levels, attitudes, and expectations of hemodialysis patients regarding kidney transplantation. Methods: The study was conducted using a descriptive qualitative design with semi-structured in-depth individual interviews. The study was carried out at the Hemodialysis Unit of Kocaeli Sehir Hospital between July 2025 and January 2026. Twenty-one patients aged 18 and over, who had been receiving HD treatment for at least three months, were able to speak Turkish, and voluntarily agreed to participate were included in the study. Data were collected using a personal information form, an information form regarding the disease and kidney transplantation, and a semi-structured interview form. The interviews were audio-recorded, transcribed, and evaluated using thematic analysis by two researchers using the MAXQDA program. Results: Five main themes were identified as a result of the analysis: disease and dialysis experience, attitudes and perceptions towards organ transplantation, obstacles in the organ transplantation process, religious-cultural-social perspectives, and expectations and recommendations regarding transplantation. Participants associated the dialysis process with physical fatigue, loss of social role, and feelings of dependence, while describing kidney transplantation as an opportunity to return to a freer and more normal life. However, surgical risks, fear of organ rejection, donor shortage, and uncertainties regarding waiting lists emerged as significant sources of anxiety. Family support, religious beliefs, and societal perceptions were among the key factors influencing the transplantation decision. Conclusion: The experiences of hemodialysis patients regarding kidney transplantation exhibit a multidimensional structure. Considering psychosocial, cultural, and belief-based factors in the transplantation process is important for developing patient-centered, holistic, and individualized care approaches.
Özet
Amaç: Hemodiyaliz (HD) hastalarında hastaların böbrek nakline yönelik isteklerini, böbrek nakline dair bakış açılarını, bilgi düzeylerini, tutum ve beklentilerini incelemektir. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı nitel desende yarı yapılandırılmış derinlemesine bireysel görüşmeler kullanılarak yürütüldü. Çalışma Temmuz 2025–Ocak 2026 tarihleri arasında Kocaeli Şehir Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde gerçekleştirildi. Araştırmaya, en az üç aydır HD tedavisi alan, 18 yaş ve üzeri, Türkçe konuşabilen ve gönüllü olarak katılmayı kabul eden 21 hasta dahil edildi. Veriler kişisel bilgi formu, hastalık ve böbrek nakline ilişkin bilgi formu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplandı. Görüşmeler ses kaydına alınarak yazılı metne dönüştürüldü ve MAXQDA programı kullanılarak iki araştırmacı tarafından tematik analiz yöntemiyle değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 35’i (%62,5) erkek, 21’i (%37,5) kadın olup, yaş ortalaması 49,3 (22-72), medyan yaş 54’tü. Tanı anında hastaların 19’unda (%33,9) ek hastalık vardı. 25 hasta (%44,6) Hodgkin Lenfoma, 31 hasta (%55,4) Non-Hodgkin Lenfoma tanısı almışlardı. Nakil öncesi 42 hastanın (%75) Deauville skoru <4 iken, 13 hastanın (%23,2) skoru ≥4 idi. 100. gün Deauville skoru 40 hastanın (%78,4) <4 iken, 11 hastanın (%21,6) skorunun ≥4 olduğu tespit edildi. Nakil sonrası ilk 100 günlük mortalite %7 olarak hesaplandı. Hastaların 16’sında (%28,6) nakilde verilen CD34+ kök hücre sayısı <5x106 / kg iken, 40’ında (%71,4) ≥5x106 /kg’ dı. Nakil sonrası nötrofil engrafman süresi ortalaması 11,8 gün, trombosit engrafman süresi ortalaması ise 10,8 gün olarak hesaplandı. Kaybedilen 10 hasta vardı. Progresyonsuz sağ kalım süresi en fazla 73 ay, ortalama progresyonsuz sağ kalım süresi 22,7 ay olarak bulundu. Sonuç: Hemodiyaliz hastalarının böbrek nakline ilişkin deneyimleri çok boyutlu bir yapı sergilemektedir. Nakil sürecinde psikososyal, kültürel ve inanç temelli faktörlerin dikkate alınması; hasta merkezli, bütüncül ve bireyselleştirilmiş bakım yaklaşımlarının geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.