AI Summary & Key Takeaways
AI InsightThus, benign breast lesions can be monitored and unnecessary biopsies can be prevented.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
Objective: In recent years, the cancer detection rate in breast biopsies varies between 10-31%. Appropriate classification is required to prevent unnecessary biopsies in breast lesions. The aim of our study is to investigate the contribution of microflow imaging to the diagnosis of benign and malignant breast lesions. Material and Method: After local ethics committee approval, 109 lesions of 104 patients older than 18 years were prospectively included in the study. B-mode ultrasonography, color Doppler ultrasonography, power Doppler ultrasonography and microflow imaging were performed on all patients. B-mode ultrasonography findings were classified according to the BI-RADS category, color Doppler ultrasonography, power Doppler ultrasonography and microflow imaging findings were classified according to the ADLER method. Sensitivity, specificity, negative predictive values and positive predictive values of Doppler ultrasonographic methods were calculated. Results: Histopathologically, 68 of the breast lesions were benign and 41 were malignant. There was a statistically significant difference between benign and malignant lesions on power Doppler ultrasonography and microflow imaging. Negative predictive values were higher than positive predictive values on Doppler ultrasonography examination methods. Doppler ultrasonography examinations were found to be more likely to identify malignant lesions. Conclusion: Vascular findings on power Doppler ultrasonography and microflow imaging can be used as criteria to differentiate benign from malignant breast lesions. Thus, benign breast lesions can be monitored and unnecessary biopsies can be prevented.
Özet
Amaç: Son yıllarda yapılan meme biyopsilerinde kanser saptama oranı %10-31 arasında değişmektedir. Meme lezyonlarında gereksiz biyopsilerin önlenmesi için uygun sınıflandırma gerekmektedir. Çalışmamızın amacı benign ve malign meme lezyonlarında mikroakım görüntülemenin tanıya katkısını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya yerel etik kurul onayı alındıktan sonra prospektif olarak 18 yaşından büyük 104 hastanın 109 lezyonu dahil edildi. Hastaların hepsine B-mod ultrasonografi, renkli Doppler ultrasonografi, power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntüleme yapıldı. B-mod ultrasonografi bulguları BI-RADS kategorisine göre, renkli Doppler ultrasonografi, power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntüleme bulguları ise ADLER metoduna göre sınıflandırıldı. Doppler ultrasonografik yöntemlerin duyarlılık, özgüllük, negatif prediktif değerleri ve pozitif prediktif değerleri hesaplandı. Bulgular: Toplam 30 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalarda trakea-özofageal fistül geliştiğinde mekanik ventilasyonHistopatolojik olarak meme lezyonlarının 68’i benign, 41’i maligndi. Power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntülemede benign ve malign lezyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık mevcuttu. Doppler ultrasonografi inceleme yöntemlerinde negatif prediktif değerler pozitif prediktif değerlerden daha yüksekti. Doppler ultrasonografi incelemelerinin malign lezyonları tanımlama olasılığı daha yüksek bulundu. Sonuç: Power Doppler ultrasonografi ve mikroakım görüntülemelerdeki vasküler bulgular benign ve malign meme lezyonlarının ayrımında bir kriter olarak kullanılabilir. Bu sayede benign meme lezyonları takip edilerek gereksiz biyopsiler önlenebilir.