AI Summary & Key Takeaways
AI InsightOnce vocational training has been completed and the necessary infrastructure has been established, the establishment of independent Family Mediation Bureaus within mufti offices would contribute to a more systematic and institutionalized delivery of this service.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The responsibility of reform (islah) assigned to third parties in the Islamic family arbitration (taḥkīm) corresponds to modern mediation practices. This responsibility, which the Qur’an originally assigned to relatives, has gradually evolved, transferred to individuals or institutions beyond the family. In Türkiye, religious authorities such as imams, muftis, and preachers are often asked to mediate disputes. The questions and requests directed to the Family and Religious Guidance Bureaus (ADRB; abbreviation of “Aile ve Dini Rehberlik Büroları” in Turkish), which were established under provincial mufti offices in 2003, show that these offices are regarded by the public as mediation centres to resolve family disputes. This study examines the inquiries within the family and marriage category submitted to the ADRB, which reveals that individuals turn to mufti offices in cases such as domestic communication problems, parent-child conflicts, domestic violence, economic hardships, infidelity, and divorce. The reason individuals experiencing family problems apply to the mufti is not only to obtain the religious ruling on the matter, but also to seek assistance from a religious official in resolving disputes among family members. This demonstrates that people seek support in addressing family issues in a way that aligns with their religious beliefs and worldview. At this point, it is very important that mediators who manage the resolution process know Islamic law (fiqh) to make sure religious rules are enforced. The significant number of individuals seeking assistance from these bureaus, which function as Islamic institutions, to resolve domestic conflicts demonstrates a clear social demand for Islamic family mediation. In this study, nationwide data from ADRB for 2022, along with specific data from Istanbul for 2023 to 2025, were examined. The issues raised by applicants were carefully examined using content analysis. The study systematically analyzed both clear and hidden signs that people sought help from an arbitrator or mediator by analyzing key phrases reflecting a need for family mediation. Initially, the consultations were examined to determine whether expressions like “mediation, “reconciliation,”, “settlement,” or “arbitration” were used. Since most individuals are unfamiliar with alternative dispute resolution methods, seeking assistance from a third party was also included, even if these expressions were not mentioned. In fact, individuals who visit the bureaus, either alone or with their spouses, to resolve family problems or to seek guidance on the permissibility of divorce in Islam, are basically seeking for mediation services. The mission of maintaining family integrity, as outlined in the ADRB’s operational guidelines, is among the core objectives of family mediation. Therefore, empowering personnel in these bureaus to conduct family mediation would not only advance the institutional mission but also facilitate the peaceful resolution of domestic disputes. To transform the informal mediation activities currently conducted by religious officials into a professional structure, a collaboration can be established between the Ministry of Justice and the Presidency of Religious Affairs. Within the framework of this cooperation, a protocol could be signed to provide family mediation training to ADRB personnel. Once vocational training has been completed and the necessary infrastructure has been established, the establishment of independent Family Mediation Bureaus within mufti offices would contribute to a more systematic and institutionalized delivery of this service.
Özet
İslam aile hukukundaki tahkim yönteminde üçüncü taraflara verilen ıslah görevi modern dönemde arabuluculuk uygulamasına tekabül etmektedir. Kur’an’da akrabalara atfedilen bu görev zamanla yerini aile dışındaki kişilere ya da kurumlara bırakmıştır. Türkiye’de imam, müftü, vaiz gibi din görevlilerinden anlaşmazlık yaşayan taraflar arasında arabuluculuk yapması istenmektedir. Nitekim 2003 yılında il müftülükleri bünyesinde açılan Aile ve Dinî Rehberlik Büroları’na gelen soru ve talepler, ailevi uyuşmazlıklarda müftülüklerin halk nezdinde arabuluculuk merkezi olarak görüldüğünü göstermektedir. ADRB’ye yapılan başvurular arasında aile ve evlilik kategorisinde yer alan sorular incelendiğinde aile içi iletişim sorunları, ebeveyn-çocuk çatışması, aile içi şiddet, ekonomik sıkıntılar, aldatma, boşanma gibi durumlarda insanların müftülüklere yöneldiği görülmektedir. Ailevî problemleri olan kişilerin müftülüklere başvurmasının sebebi sadece meselenin dinî hükmünü öğrenmek değil, aynı zamanda aile fertleriyle aralarındaki anlaşmazlığın giderilmesinde bir din görevlisinden yardım talebinde bulunmaktır. Bu durum insanların ailevi sorunlarıyla baş etme sürecinde din ve hayat görüşlerine uygun şekilde bir yardım ve desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Sarih ya da kinayeli boşama lafızlarının kullanılması, farklı cinsel birliktelik istekleri ya da cinsel ilişkiden kaçınma gibi ailevî anlaşmazlıklarda inançlı bireyler İslam’ın sınırlarını ihlal etme endişesi taşımaktadır. Bu noktada çözüm sürecinin fıkıh bilgisine sahip bir arabulucu tarafından yönetilmesi dini hükümlere riayet etme noktasında büyük önem arz etmektedir. Nitekim aile içi çatışmaların çözümünde İslami bir kurum olan bu bürolara yönelen insanların kayda değer düzeyde olması, toplumda İslami aile arabuluculuğuna ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, araştırma kapsamında elde edilen ADRB’nin 2022 yılına ait Türkiye geneli verileri ile 2023-2025 yıllarına ait İstanbul özelindeki verileri ele alınmış ve danışanların başvurularında dile getirdikleri sorunlar içerik analizine tabi tutularak titizlikle incelenmiştir. Bu kapsamda, bireylerin bir hakem ya da uzlaştırıcının müdahalesine duydukları açık veya örtük ihtiyaçlar, aile arabuluculuğuna işaret eden anahtar ifadeler üzerinden analiz edilmiştir. İlk olarak yapılan görüşmelerde doğrudan “arabuluculuk”, “uzlaştırma”, “sulh”, “hakemlik” gibi ifadeler kullanılıp kullanılmadığı araştırılmıştır. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine dair toplumda aşinalığın bulunmadığı dikkate alınarak, doğrudan bu kavramlar kullanılmamakla beraber üçüncü bir kişiden yardım ve destek talepleri içeren görüşmeler bu minvalde değerlendirilmiştir. Zira aile içinde yaşadığı anlaşmazlığı gidermek ya da boşanma kararının İslam hukukuna uygun olup olmadığını sormak üzere tek başına ya da eşiyle birlikte büroya gelen kişiler aslında aralarında arabuluculuk yapılmasını istemektedir. ADRB’nin çalışma yönergesinde belirtilen aile bütünlüğünü koruma misyonu, aile arabuluculuğunun temel hedeflerinden biridir. Dolayısıyla bu bürolarda çalışan personellerin aile arabuluculuğu yapabilmesi hem kurumsal misyonun daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine hizmet edecek hem de aile içi çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesine destek olacaktır. Halihazırda bürolardaki din görevlileri tarafından yürütülen gayri resmî arabuluculuk faaliyetlerini profesyonel bir yapıya dönüştürmek adına Adalet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir iş birliği yapılabilir. Bu iş birliği kapsamında yapılacak protokolle ADRB personellerine aile arabuluculuğu eğitimi verilebilir. Meslekî eğitimler verildikten ve yeterli alt yapı hazırlandıktan sonra müftülüklerin bünyesinde müstakil Aile Arabuluculuğu Büroları kurulması bu hizmetin daha sistematik ve kurumsal bir şekilde yürütülmesine katkı sunacaktır.