AI Summary & Key Takeaways
AI InsightFindings indicate that highlighting women’s needs can help mitigate spatial and social inequalities exacerbated by the climate crisis.
📌 3 Key Takeaways
Abstract
The climate crisis profoundly affects the social, environmental, and governance structures of cities. Women are particularly vulnerable due to social roles, care responsibilities, and spatial inequalities. The women-friendly city approach aims to create more inclusive and equitable solutions to the climate crisis by placing gender equality at the center of urban planning and local governance. Participation is a key component of this approach, enabling women’s active involvement in decision-making processes. Integrating women’s knowledge and experiences into urban climate policies contributes to the development of resilient and sustainable cities. In this study, a bibliometric review was conducted using the Web of Science Core Collection with the keywords “Women-Friendly Cities,” “Participatory,” and “Climate Crisis.” Out of 110 identified publications, 71 articles were analyzed. Findings indicate that highlighting women’s needs can help mitigate spatial and social inequalities exacerbated by the climate crisis. Analyses conducted within the Turkish context demonstrate that participation not only enhances social inclusivity but also supports effective local strategies to address climate-related challenges. The study contributes to the literature by theoretically examining the impact of women-friendly urban design on climate policies and demonstrating practical outcomes of participatory approaches. Overall, participatory governance emerges as a crucial tool for developing climate-resilient and inclusive cities.
Özet
İklim krizi, şehirlerin sosyal, çevresel ve yönetimsel yapılarını derinden etkilemektedir. Kadınlar; toplumsal roller, bakım emeği ve mekânsal eşitsizlikler nedeniyle bu etkilerden daha fazla etkilenmektedir. Kadın dostu kent yaklaşımı, kentsel planlama ve yerel yönetim süreçlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alarak iklim krizine karşı daha adil ve kapsayıcı çözümler üretmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşımda katılımcılık, kadınların karar alma süreçlerine aktif biçimde dâhil edilmesini sağlar. Kadınların bilgi ve deneyimlerinin kentsel iklim politikalarına yansıtılması, dirençli ve sürdürülebilir kentlerin oluşumuna katkı sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında; Web of Science Core Collection veri tabanında “Women-Friendly Cities”, “Participatory” ve “Climate Crisis” anahtar kelimeleriyle yapılan bibliyometrik taramada 110 yayın belirlenmiş, 71 makale analiz kapsamına alınmıştır. Analizler; söz konusu temaların farklı disiplinlerde yoğunlaştığını ve kadın ihtiyaçlarının görünür kılınmasının mekânsal ve toplumsal eşitsizlikleri azaltmada kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye örneklemi üzerinden yürütülen araştırma, katılımcılığın sosyal kapsayıcılığı artırmakla kalmayıp iklim krizine karşı yerel düzeyde etkili stratejiler geliştirmeye katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Çalışma; kadın dostu kent tasarımının iklim politikalarına etkisini teorik olarak tartışırken, katılımcı yöntemlerin uygulamadaki somut sonuçlarını da sunarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak, katılımcı yönetişim, iklim dirençli ve kapsayıcı kentlerin geliştirilmesinde temel bir araçtır.