Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2021 / Cilt: 17 - Sayı: 129

Kültürel Diplomasi Bağlamında Millî Kültür Enstitülerinin Somut Olmayan Kültürel Mirasın Tanıtılması Bakımından İşlevleri

FUNCTIONS OF NATIONAL CULTURAL INSTITUTES IN TERMS OF PROMOTION OF INTANGIBLE CULTURAL HERITAGE IN THE CONTEXT OF CULTURAL DIPLOMACY

Sayfa
136–148
DOI
—

Özet

Kültürel kimliklerin, folklor ve dil gibi belirleyici unsurlarla tasnif edilip tanımlanarak ‘biz ve öteki ’ temelinde millî kimliklerin inşa edildiği on dokuzuncu yüzyıldan günümüze kadar toplumların geçirdiği kültürel tekâmülün süreçleri çeşitli kuramlar ışığında kültür bilimcilerin tartıştığı temel konular arasındadır. Kültürel unsurları sahiplenme ve bu unsurlar üzerinden nüfuz alanları belirleme bu tartışmaların birçoğunun merkezindeki ana motivasyon kaynağı olmuştur. Bu çerçevede yirminci yüzyılın başlarında ulus-devletlerin inşası için temel kültürel dinamiklerin araştırılmasına yönelik kurumsallaşma çalışmaları merkezden çevreye genişleyerek, yerelden uluslararası boyuta taşınarak ötekinde kendine dair bir farkındalık düzeyi oluşturma amacına evrilmiştir. Millî kültür enstitüleri olarak tanımlanan bu kurumlar, dil öğretimi başta olmak üzere kültür ve sanat faaliyetlerini kendi kültür politikaları ve politikalara uygun stratejilerle farklı ülkelerde yürüterek kendine dair ötekinde güçlü bir farkındalık oluşturmayı hedeflemiştir. Modern yüzyılda devletlerin uluslararası alana yönelik yapılandırdıkları kültür politikalarının da odağında olan bu kurumlar, birçok işlevi açık veya örtük yerine getirmektedir. Öncelikle toplumların kendi kültürel mirasını korumak ve bu belleği uluslararası platformlara taşımak suretiyle dünya kültür mirasında doğru konumlandırma gibi bir üst işlevi gerçekleştirmektedir. Ayrıca kültürlerarası etkileşimin daha doğru ve etkin bir şekilde gerçekleşmesinde önemli bir işleve sahip olan bu kurumlar, bireylerde kültürlerarası duyarlık becerilerinin gelişmesinde ve kültürel çatışmaların en aza indirgenmesi gibi rolleri de örtük bir biçimde katkı sağladığı söylenebilir. Kültürel mirasın sonraki kuşaklara aktarımı bütün devletlerin kültürel politikasını oluştursa da sosyo-ekonomik açıdan uluslararası alanda etkin devletler, bu kültürel miraslarını dünya genelinde geniş coğrafyalara taşımayı ve tanıtmayı hedefler. Burada ise kültürel diplomasi devreye girerek somut olmayan kültürel miras unsurlarını sadece kendi coğrafyasında değil daha geniş bir uzamda, başka kültürlerde bu unsurların tanıtımını sağlar. Devletler, günümüz dünyasında klasik bildirim ve talep etme ile başarılı olamayacaklarına kanaat getirdiklerinde, dünyanın sosyal ve kültürel arenalarında söz sahibi olmak için bütüncül-kapsayıcı bir yaklaşım sergileyerek kültürel aktarım şekillerini yeniden tanımlamak durumunda kalmışlardır. Köklü bir geçmişe ve zengin bir içeriğe sahip Türk kültürü ise kültürel diplomasi aracılığıyla bir millî kültür enstitüsü aracılığıyla özellikle somut olmayan kültürel miras unsurlarını geniş uzamlara tanıtmada Batılı muadillerine karşı geç kalmıştır. Bugün yurtdışında bir faaliyette bulunmak, herhangi bir ülke ile ilgili birinci elden bilgi edinmek veya o kültüre ait tüm unsurları isteyen kişilerin ilk başvurduğu kurum veya aklına gelen ilk merci ilgili ülkenin milli kültür enstitüleri haline gelmiştir. Çalışmada öncelikle Avrupa’daki en köklü ve etkili milli kültür enstitüleri hakkında bilgi verilmiş, bu bilgilere kıyasla Türkiye muadili olan ve 2007 yılından itibaren Türkiye’nin kültür diplomasisi sorumluluğunu üstlenmiş olan Yunus Emre Enstitüsü’nün eğitim, sanatsal ve kültürel hizmetleri incelenerek Batılı muadilleri ile kıyaslanmış, Türk kültürünün dünya kültürlerindeki konumu tespit edilmeye çalışılmıştır.

Abstract

The processes of cultural evolution of societies have been among the main issues discussed by cultural scientists in the light of various theories ever since the 9th century when the cultural identities were classified and defined by some determining elements such as folklore and language, and national identities were built on the basis of 'us and the others'. Possessing cultural elements and determining areas of influence based on these elements have been the main motivation source at the focus of many of these discussions. In this context, at the beginning of the 20th century, institutionalization studies aimed at investigating the basic cultural dynamics for the construction of nation-states have expanded from the center to the periphery and evolved towards creating an awareness level of themselves in others by shifting from the local to the international dimension. Defined as national cultural institutes, these institutions have aimed at the aforementioned notion of creating an awareness of themselves in others by carrying out their cultural and artistic activities- mainly language teaching, in different countries according to their own cultural policy and strategies in line with their cultural policies. In the modern century, these institutions, which were at the center of the cultural policies that states have structured accordingly to the international arena, fulfill many functions overtly or tacitly. First of all, it performs a superior function like protecting the cultural heritage of societies and transferring this memory to international platforms, to position it correctly among the world’s cultural heritage. It can also be speculated that these institutions have a crucial function in the realization of cultural interaction in a true and efficient way, also have another tacit role in helping individuals’ developing intercultural sensitiveness and minimizing the intercultural clashes. Although transmitting the cultural heritage to the next generations constitutes the cultural policy of all states, socio-economically and interculturally active states aim to uplift and promote their cultural heritage to wider geographies around the world. At this point, cultural diplomacy comes into play and enables the promotion of intangible cultural heritage elements not only in its own geography but also in a wider area and in other cultures. Hence, when the governments have been convinced that they wouldn’t be that effective through classical ways of declaration and demanding, they were to reorganize their cultural transmission by adopting an inclusive and integrative attitude in order to have a voice in socio-cultural arenas and political platforms globally. Turkish culture, which has a well-established history and a rich content, has been late in introducing particularly intangible cultural heritage elements to larger spaces by establishing a national cultural institute to implement its cultural diplomacy with respect to its Western counterparts. Today, the first institution or the first authority that comes to mind first for anyone who wants to carry out an activity abroad, obtain first-hand information about a country including all the features of the related culture have become the national cultural institutes of the relevant country. In the study, initially some information on the most essential and the most efficient cultural institutes of Europe and Yunus Emre Institute, a Turkish counterpart which undertook the responsibility as the leading institution in cultural diplomacy in Turkey will be presented. Yunus Emre Institute, which undertook Turkey's cultural diplomacy responsibility since 2007 has been examined in its educational, artistic and cultural services examined in a comparative approach with its Western counterparts. Besides the position of Turkish culture has been tried to be determined compared to other cultures in the world. Comparative process of the study is largely based on cultural and artistic properties from 2014 onwards.