Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2014 / Cilt: 14 - Sayı: 55

Determination of Disaster Awareness, Attitude Levels and Individual Priorities at Kocaeli University

Kocaeli Üniversitesinin Afetlerle İlgili Farkındalık, Tutum Düzeyleri ve Bireysel Önceliklerinin Belirlenmesi

Sayfa
159–176
DOI
—

Özet

Problem Durumu:Dünyada gelişen ve değişen afetlere müdahale ve mücadele yaklaşımları, tüm kurumların herhangi bir afet veya acil durum anında nasıl davranılacağının bilinmesi için kurumsal düzeyde afet ve acil durum planlarını hazırlamalarını gerektirmektedir. Afet riski olan ülkelerde, hazırlıklı olmak afet zararlarını azaltmak için önemli bir unsurdur. Afet yönetimi için geliştirilmiş olanyaklaşımların ortak yanı "önleyici" olmasıdır. Önleyici yaklaşımın en temel bileşenlerinin başında ise hazırlıklı olma ve eğitim gelmektedir. Gelişim süreleri ve zamanları konusunda farklılıklar gösteren ve çoğu zaman belirsizlik içeren afetlerle baş edebilme kapasitesini arttırmak tüm bileşenleri, tüm bireyleri ve toplulukları bu ortak amaç doğrultusunda bilinçlendirmekle mümkün olabilir. Gelişen dünyada bütünleşik afet yönetimi olarak adlandırılan bu sistemde, doğru "müdahale" olay öncesi çalışmaların sağlıklı yürütülmesi ile mümkündür.Araştırmanın Amacı: Bu çalışma ile Kocaeli Üniversitesi Umuttepe yerleşkesinde çalışan personel (akademik ve idari) ve 1999 sonrası yeniden yapılanan bu yerleşkede okuyan öğrencilerin afetlerle ilgili farkındalık, tutum ve bireysel önceliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın Yöntemi: Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli, iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkinin var olup olmadığına yönelik yapılan bir analiz yöntemidir. İlişkisel tarama modellerinde kullanılan "karşılaştırma yöntemi" ise bu çalışmada kullanılan bir diğer yöntemdir. Araştırmanın Bulgular:Çalışma sonuçlarına göre, akademik personelin farkındalık düzeyi idari personele göre daha yüksek bulunmuştur. Buna karşılık tutum düzeyleri açısından personel görev türüne bağlı anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Analiz sonuçları, hem personelin hem de öğrencilerin farkındalık ve tutum düzeyleri arasında yaş grupları açısından anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Her iki grup için ileri yaş gruplarının farkındalık ve tutum düzeyleri diğerlerine oranla daha yüksektir.Benzer şekilde cinsiyete bağlı olarak personel ve öğrenciler için farkındalık düzeyine yönelik anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin eğitim gördükleri fakültelerinin türüne göre farkındalık ve tutum düzeyleri ile ilişkilendirilmesinden elde edilen ANOVA sonuçlarında fakülte türü ile farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki gözlenmektedir. Fakülte türüne göre, mühendislik fakültesi öğrencilerinin diğer fakülte öğrencilerine göre afetlerle ilgili farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Öğrencilerin sınıflarına göre, doğal afetlerle ilgili farkındalık düzeyi puanları anlamlı bir farklılık göstermektedir. 4. sınıf öğrencilerinin farkındalık düzeyi (M= 39.7546), 1. sınıf öğrencilerinden (M= 38.3605) daha yüksektir. Öğrenci t-testi sonuçlarına göre, daha önce afet yaşamış öğrencilerin farkındalık düzeyi (M=40.4614) yaşamamış olanlara göre (M=36.8193) daha yüksektir. 1999 depremleri sonrasında "ölüm"ler hem personel hem de öğrencileri etkileyen en önemli olay olarak görülmektedir. Personeller içerisinde %68.9 ve öğrenciler içerisinde ise %65.6 olan bu değerler birbirine oldukça yakındır.Yine olası bir depremin yaşanan bölgede en çok neleri etkileyeceği hakkındaki sonuçların yüzdesi de birbirine çok yakındır. Burada daher iki grup için %70'in üzerinde "insanlar"ın etkileneceği düşünülmektedir.Araştırmanın Sonuçları ve Önerileri:Özellikle eğitim kurumlarında afet ve acil durumlarda personel ve öğrencilerin nasıl davranacaklarını bilmeleri görebilecekleri zararları azaltmak açısından oldukça önemlidir. Eğitim programlarının hazırlanmasıve deprem gibi ani gelişen tehlikeler karşısında doğru tepkilerin güvence altına alınabilmesi için toplulukların başlangıçtaki farkındalık seviyesinin bilinmesi gerekir.Çalışma sonuçlarına göre; akademik personelin farkındalık düzeyinin daha yüksek olması, eğitim düzeyi ile afet farkındalığı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir.Araştırmanın bulgularında gerek farkındalık gerekse tutum açısından yaş grubuna bağlı olarak hem personel hem de öğrenci grupları için anlamlı bir ilişki kurulmuştur. Bu durum, Türkiye şartlarında ileri yaş grubundaki insanların daha fazla sorumluğa sahip olmaları ve hayat tecrübeleri ile orantılı olarak farkındalık ve tutumlarında olumlu gelişmelerin gözlenmesi ile açıklanabilir.Araştırma bulgularına göre afet eğitimi almış öğrenciler ile almamış öğrenciler arasında farkındalık ve tutum düzeyleri açısından afet eğitimi almış öğrencilerin lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. Afet farkındalığı ve afetlere yönelik olumlu tutumların eksikliği afetlere müdahale ve mücadele de karşılaşılan ilk engeldir. Afetlerin yol açtığı zararları yalnızca hasar gören yapıların ve tesislerin onarımı veya yeniden yapılanması olarak algılayan bir yaklaşım afetlerden etkilenen toplulukların ihtiyaçlarına cevap veremez. Her şeyden önce afet zararlarının azaltılması toplumun fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesinin yanısıra psikolojik ihtiyaçlarının da giderilmesi ile mümkün olabilir. Yaşanan afetler sonrası ölümler her yaş grubundaki insanı en fazla etkileyen olaylardır. Toplulukların afetlerden en az seviyede etkilenmesi, afetler olmadan önce farkındalığın arttırılması ve afetlerle mücadelede olumlu tutumlar geliştirilmesi ile mümkündür. Bunların geliştirilmesi birçok yolla sağlanabilir. Fakat sonucun bireyde kalıcı davranış değişikliğine dönüştürülmesi üzerinde durulması gereken önemli konulardan biridir. Bunu sağlamak sürdürülebilir zarar azaltma stratejilerinin geliştirilmesi ve bireylerin bu faaliyetler içerisine etkin katılımı ile mümkün olabilir. Bunedenle uygulanacakstratejilerbireylerinküçükyaşlardanitibaren bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi üzerine yoğunlaşmalıdır. Dünyada afet eğitimleri hızla artmakta ve her ülke sahip olduğu tehlikeleri içeren afet eğitim programlarını müfredat programları içerisine dahil etmektedir. Ülkemizde de özellikle 1999 depre

Abstract

Problem Statement:In disaster prone countries, preparedness is an important factor in disaster mitigation. There are various disaster management approaches. However, one common point of these approaches is that they are "preventive." First and foremost of the principal components of the preventive approach is preparedness and education. It is possible to increase the capacity to cope with the disasters, which show variety in terms of their development periods and times and mostly involve uncertainty, by raising the awareness of all components, all individuals and communities in line with this common cause. Purpose of Study: The goal of this study is to determine the levels of disaster awareness and attitude and the individual priorities of the personnel and the students at Umuttepe Campus of Kocaeli University.Methods:In this survey, a relational scanning model was applied and the data were collected by a measurement tool via the Internet. The data were analyzed with percentage, frequency, arithmetic means, t-test, F-test (one-way ANOVA) and Scheffe test by using SPSS 14.00 statistical program.indings and Results:The difference between the awareness levels of academic and administrative personnel is associated with the positive influence of education level and responsibilities. Level of education is an important factor in reducing disaster damages. Comparison of age groups shows similar results for both personnel and student groups. This result is anticipated, because older groups are supposed to be more sensitive and responsible to the problems in their Turkish communities in regard to their experiences. Students in the Department of Engineeringhave the highest awareness level of all. Most of these students are from the Departments of Geology and Geophysics and have the privilege of taking courses related to disasters. Conclusion and Recommendations:After the devastating 1999 Kocaeli earthquake in Turkey, some key institutions initiated and developed several disaster preparedness training programs, which included basic disaster awareness, awareness of structural and nonstructural earthquake hazards mitigation. Those were undoubtedly very beneficial programs, none of which was included in a formal education system, however. For this reason, most of the disaster prone countries initiated disaster education programs, considering the major disasters on their land in their curriculum. Our results support the world's science-based developments and emphasize that education and training in disaster awareness in formal education is very important.