Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2014 / Cilt: 14 - Sayı: 55

Learned Resourcefulness and Coping with Stress in Mothers of Children with Disabilities

Engelli Çocuğa Sahip Annelerde Öğrenilmiş Güçlülüğün Stresle Başa Çıkma Tarzlarına Etkisinin İncelenmesi

Sayfa
243–261
DOI
—

Özet

Problem Durumu: Başa çıkma, bireyin kendisi için sıkıntı oluşturan içsel ve dışsal durumları değiştirmek için bilişsel ve davranışsal olarak çabalaması olarak tanımlanmaktadır. Başa çıkma stratejileri; bilişsel değerlendirme, problem odaklı ve duygu odaklı olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bilisşel değerlendirmeler, bireylerin düşünme biçimlerini düzenlemesini içermektedir. Bu başa çıkma stratejisine örnek olarak problemi yadsıma ve problemden kaçma verilebilir. Problem odaklı başa çıkma stratejileri, problemin tanımlanmasını, alternatif çözüm yolları üretilmesini, bu çözüm yollarının olası yararlarının ve zararlarının değerlendirilmesini ve bunların arasından birinin seçilerek uygulanmasını içermektedir. Duygu odaklı başa çıkma stratejileri ise reddetmeyi, yaklaşma-kaçınmayı, suçlamayı, sorun hakkında düşünmekten kaçınmayı, duygularını bastırmayı, dikkatini başa yöne çevirmeyi veya alkol ve ilaç kullanarak rahatlamayı içermektedir.Lazarus kişilerin stresle başa çıkmasında üç önemli etmenin rol oynadığını ifade etmiştir: uyum duygusu, dayanıklılık ve öğrenilmiş güçlülük. Uyum duygusu, durumu doğru tanıyıp anlamayı, karar ve eylemleri ayarlamayı ve içinde bulunulan durumdan anlam çıkarmayı içermektedir. Dayanıklılık, stres verici durumla karşılaşıldığında kişiye mücadele gücü sağlamaktadır. Dayanıklılık duygusu yüksek insanlar, yaşamlarına sıkı şekilde bağlanmakta, olayları kontrol edebileceğine dair güçlü bir inanç taşımakta ve değişimi mücadele edilecek olumlu bir durum olarak görmektedir.Öğrenilmişgüçlülükkavramı Mecihenbaumtarafındanortaya atılmıştır. Meichenbaum öğrenilmiş güçlülüğün stres yaratan durumları kontrol etmek kadar dışsal stres kaynaklarıyla etkin şekilde mücadele etmeyi de içerdiğini ifade etmiştir. Daha sonra Rosenbaum, öğrenilmiş güçlülük kavramını geliştirerek kişilerin stres verici bir durumla karşılaştıklarında bilişsel başa çıkma stratejilerini kullanma ve kendilerini denetleme düzeyleri şeklinde tanımlamıştır. Rosenbaum'a göre öğrenilmiş güçlülük; duygusal tepkilerin kontrol edilmesini, problem çözme stratejilerinin kullanılmasını, zevk verici dürtülerin ertelenebilmesini, bireylerin içsel tepkilerini kontrol edebileceklerine ilişkin algılanan öz-yeterliği içermektedir. Araştırmalar öğrenilmiş güçlülüğü yüksek bireylerin stres yaratıcı durumlarla yapıcı şekilde başa çıkabildiklerini göstermektedir. Engelli çocuğa sahip annelerin yoğun stres yaşadıkları ve yoğun stresin depresyon, sosyal yalıtım, evlilik çatışması, öz-suçlama, çaresizlik, yetersizlik duygusu, öfke, şok ve yorgunluğa yol açtığı ifade edilmektedir. Türkiye'deki araştırmalar yalnızca engelli çocuğa sahip annelerin ne düzeyde stres yaşadığına ve stresin olumsuz etkileriniazaltmak için kullandıkları baş etme stratejilerine odaklanmaktadır. Engelli çocuğa sahip annelerin bir kısmının engelli çocuğa sahip olmanın yarattığı stresle etkin şekilde başa çıktığı ve yaşamlarını olağan şekilde sürdürdüğü, buna karşın bir kısmının bu duruma hiçbir zaman uyum sağlayamadığı ifade edilmektedir. Öğrenilmiş güçlülük ile epilepsi nöbetleri, depresyon, hemodiyaliz ve diabetus mellitus tip II gibi stres verici durumlarla başa çıkma arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalara dayanarak, öğrenilmiş güçlülüğün engelli bir çocuğa sahip olma durumuna uyum sağlamada kritik bir rol oynadığı ileri sürülebilir. Bundan dolayı bu araştırmada engelli çocuğa sahip annelerde öğrenilmiş güçlülük ile stresle başa çıkma tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın amacı öğrenilmiş güçlülüğün stresle başa çıkma tutumları üzerindeki yordayıcı etkisini incelemektir.Araştırmanın Yöntemi: Araştırmanın örneklemini uygun örneklem yöntemiyle seçilen çocukları Sakarya'daki çeşitli özel eğitim kurumlarına devam eden 222 anne oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği 36 maddeden oluşmaktadır. Bu ölçek bireylerin öğrenilmiş güçlülüklerini; duygusal ve fizyolojik tepkileri kontrol etmeye (12 madde), problem çözme stratejilerine (11 madde), zevk verici dürtüleri engellemeye (4 madde) ve içsel olayları düzenlemeye (9 madde) yönelik sorular yardımıyla ölçmektedir. Katlımcılar her bir soruya ilişkin düşüncelerini; "Hiç tanımlamıyor (1)"dan "Çok iyi tanımlıyor (5)"a kadar uzanan 5'li likert bir ölçek yardımıyla cevaplamaktadır. Ölçekten en düşük 36, en yüksek 180 puan alınabilmektedir. 11 madde ters puanlanmaktadır. Ölçekteki yüksek puanlar öğrenilmiş güçlülük düzeyinin yüksekliğine işaret etmektedir. Dağ tarafından Türkçeye uyarlanan ölçeğin iç tutarlığı .78 olarak bulunmuştur. Ölçüt-bağıntılı geçerlik için yapılan çalışmada ise Rotter'in İç ve Dış Kontrol Odağı Ölçeği ile anlamlı ilişkiler gösterdiği bulunmuştur. Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği Şahin ve Durak tarafından Türkçeye uyarlanarak özgün formu 66 maddeden oluşan ölçek 30 maddeye indirilmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin kendine güvenli, iyimser, boyun eğici, çaresiz ve sosyal destek arama alt boyutlarından oluştuğu bulunmuştur. Ölçekte sosyal destek arama boyutundaki iki madde tersten puanlanmaktadır. Katılımcılar maddelerin kendilerine uygunluklarını "Hiç Uygun Değil (1)"den "Tamamen uygun(4)"a kadar uzanan dörtlü likert tipi bir ölçek yardımıyla belirtmektedir. Her bir alt ölçeğe ilişkin ortalama puanlar; o alt ölçekten alınan puanın madde sayısına bölünmesiyle elde edilmektedir. Kendine güvenli, sosyal destek arama ve iyimser alt ölçeklerinden alınan puanların yükselmesi etkili; boyun eğici ve çaresiz alt ölçeklerinden alınan puanların yükselmesi ise etkisiz başa çıkma stratejilerinin kullanıldığını göstermektedir. Bu alt boyutlar ayrıca problem odaklı (kendine güvenli, iyimser ve sosyal destek arama) ve duygu odaklı (çaresiz ve boyun eğici) başa çıkma stratejileri olarak da isimlendirilmektedir. Öğrenilmiş güçlülük ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiler korelasyon ve yapısal eşitlik modelle

Abstract

Problem Statement: Research has indicated that some mothers can cope with stressful life conditions and continue their lives normally, whereas others are unable to overcome such challenging conditions. Recent research has shown that mothers of children with disabilities are likely to know more about why some mothers have relatively well-adjusted lives despite stressful conditions, as well as why they cope better with these conditions than others. However, to date, studies in Turkey have only concentrated on the degree to which mothers of children with disabilities feel stress and which coping ways they use to curb the negative effects of stress. Purpose of the Study: This study aimed to examine the relationships between learned resourcefulness and ways of coping with stress. Methods: The study sample consisted of 222 mothers of children attending special education institutions during the 2011-2012 academic year in Sakarya, Turkey. The Self-Control Schedule and Ways of Coping Inventory were used to assess learned resourcefulness and coping strategies, the relationships among which investigated using Pearson correlations. The conceptual model was tested using structural equation modeling, and data were analyzed with LISREL 8.54 and SPSS version Findings and Results: Results showed that while three ways of coping--self-confidence, optimism, and support-seeking--correlated positively with learned resourcefulness, the other two--helplessness and submissiveness--were negatively associated with learned resourcefulness. The goodness-of-fit index values of the model (?/df = 2.10, RMSEA = .072, GFI = .97, CFI = .97, NFI = .95, and SRMR = .053) indicate that the model was of an acceptable fit. According to path analysis, learned resourcefulness positively predicted self-confidence, optimism, and support-seeking submissiveness. Learned resourcefulness accounted for 36% of the variance for self-confidence, 33% for optimism, 7% for support-seeking, 5% for helplessness, and 8% for submissiveness. and negatively predicted helplessness and Conclusions and Recommendations: This study demonstrated that learned resourcefulness positively predicted three ways of coping--optimism, self-confidence, and support-seeking-- and negatively predicted helplessness and submissiveness. These results suggest that highly resourceful mothers of children with disabilities are more likely to use self-confidence, optimism, and support-seeking and less likely to use helplessness and submissiveness when coping with stress