Dergiler / Milli Folklor Dergisi / 2019 / Cilt: 16 - Sayı: 121
METİNSEL-AŞKINLIK BAKIMINDAN ASHÂB-I KEHF’İN TÜRK DİLİ VE EDEBİYATINA YANSIMALARI
- Sayfa
- 16–29
- DOI
- —
Özet
Ashâb-ı Kehf anlatısı, hem Doğu hem de Batı kültürü için önemli metinlerarası kaynaklardandır. Türk kültüründe İslamiyet’in tesiriyle özellikle dini eserlerde yer alan Ashâb-ı Kehf sadece dini hayat içinde kalmamış günümüze kadar Türk kültür hayatında önemli bir rol oynamıştır. Geçmişte içerdiği çoklu mesaj ve meydana getirdiği imgelerle Türk dili ve edebiyatının ilgi çekici anlatılarından biri olmuştur. Hikâyenin etkisi günümüz edebi dünyasında da artarak ve değişerek devam etmektedir. Türk dilinin erken dönem eserlerinde farklı varyasyonlarla yer alan Ashâb-ı Kehf anlatısı, Türk edebiyatının farklı alan ve dönemlerinde (Divan edebiyatı, Halk edebiyatı, Yeni Türk edebiyatı) yeni anlam boyutları kazanmıştır. Ashâb-ı Kehf’in pek çok yazınsal ürüne kaynaklık etmesi, sözlü ve yazılı pek çok yazınsal üründe yeniden dönüştürülerek üretilmesi, yapı, içerik, dil ve anlatım bakımından pek çok yazınsal ürünün bu anlatıdan izler taşıması, Ashâb-ı Kehf anlatısını içselleştirmesi, anlatıya göndermelerde bulunması; doğal olarak hikâyenin disiplinlerarası bir kavram olan ve bir metnin başka metinlerle açık veya kapalı ilişkiler kurması anlamına gelen ‘metinlerarasılık’ yöntemiyle yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, metinlerarasılığın önemli kuramcılarından biri olan Gérard Genette’nin ‘metinsel-aşkınlık’ kavramı üzerinden Türk dili ve edebiyatında Ashab-ı Kehf anlatısı ile bu anlatıdan türeyen diğer metinlerin birbiriyle olan alışveriş biçimleri, seçilen yazınsal örnekler üzerinde değerlendirilecektir. Böylece Ashâb-ı Kehf anlatısının ‘gönderge, anıştırma, yenidenyazma, dönüştürme’ gibi metinlerarası unsurlar üzerinden dönemlere göre içeriksel, biçimsel, kurgusal güncellenme şekilleri ortaya konularak; ‘metinsel-aşkınlık’ yoluyla tarihsel süreçte sözlü ve yazlı metinler üzerinden şekillenen ‘kültürel devamlılık’ olgusunun daha iyi anlaşılması sağlanacaktır.
Abstract
The story of Companions of the Cave (Seven Sleepers) is an important intertextual source for both eastern and western culture. With the influence of Islam in Turkish culture, especially in religious works, Companions of the Cave did not only live in religious domain but has played a significant role in Turkish cultural life until now. It has always been one of the most indispensable narratives of Turkish language and literature with the multiple messages it contains and the symbols it creates. In today’s Turkish literary world, the effect of the story continues by increasing and changing. The story of Companions of the Cave, which has different variations in the early works of the Turkish language, has gained new meanings in various branches of Turkish literature (Ottoman Court literature, Turkish Folk literature and Modern Turkish literature). As the narrative of Companions of the Cave acts as a source for many literary products; it is transformed and reproduced within many oral and written literary works, many literary products carry the traces of that story in terms of structure, content, language and narration and the story is internalized and many items of it are referenced in different literary works. For these reasons, it is naturally essential for that story to be reconsidered with an understanding of “intertextuality”- an interdisciplinary concept concerning about texts establishing explicit or implicit relations with other texts. In this study, considering Gérard Genette’s ‘transtextual-ity’ concept, one of the most important theoreticians of intertextuality, the narrative of Companions of the Cave in Turkish language and literature and interrelation of other texts derived from this narrative will be evaluated on selected literary samples. Thus, through intertextual elements (such as referentiality, adumbration, rewriting, transformation) of the narrative of Companions of the Cave, the cultural continuity phenomenon which is shaped through oral and written texts within the historical process through ‘transtextuality’ will be better understood by introducing updated contextual, formal, fictional patterns.